![]() |
| Üye Günlüğü - Defteri Üye günlüğünüze bu başlık altından ulaşabilirsiniz. |
| | Seçenekler | Stil |
| | #39 |
| [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...] Ayağımdaki ince topuklular ayağımı vurmuştu. Onları çıkarıp yalın ayak yere basmayı aşeriyordum. Her kadının dolabında, kurtarıcısı bir siyah elbisesi ve bir çift inci küpesi olmalıydı. Saçımı kulağımın arkasına alırken tam da bunları düşünüyordum. Hangi kadının bir çift inci küpe ve kıvrımlarını saran siyah bir elbiseyle enerjisi yükselmezdi ki? Yoksa bütün o dış katmanlar yalnızca bir bahaneydi de asıl mesele, dişil enerjini karşı tarafa hissettirebilmek miydi? İnsan bir süre sonra, kendisinde olanı hak edecek insanları da özenle seçmeyi öğreniyordu. Bir keresinde, “Karşı taraftan ne istiyorsun?” diye sorulduğunda söylediklerimin ardından, “İyi de, bunlar sende var mı?” demişti. Güzel dudaklarımla yandan gülüp bir kaşımı kaldırmıştım. “İnsan, kendinde var olanı bilir ve ister.” Anlamamıştı. İnsanların bilinç seviyeleri farklıydı. Üzerinde durmamıştım. Uzaktan beni gözleyen adama bakarken bunları düşünüyordum. Birazdan yanıma gelecekti, biliyordum. Aşırı nezaket kuralları içinde nazik olacaktı. Ben de onu, beynimin kurduğu bir takım küçük sınavlardan geçirecek ve muhtemelen sınıfta bırakacaktım. Sonra o nezaket soyulacak, yerini gerçek yüzüne bırakacaktı. Sahi, insanlar gelirken mi gerçek karakterlerini gösterirdi, giderken mi? Güldüm. Eğer ortada gerçekten bir güzellik varsa, sabrın ölçüsünde sunulurdu. Çünkü insanın asıl hâli, istediğini elde ederken değil; beklemek zorunda kaldığında ortaya çıkıyordu. İşte o zaman gerçek olan dökülüyordu ortaya. Adama başımla selam verdim. Topuklularımı çıkardım. Ve kalabalıktan yalın ayak ayrıldım. Dün'e dair.. 👍 1❤ 1 | |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |