![]() |
|
CeReN`ce ~ "Şimdiki boş vermişliğim, bir zamanlar çok önemsemişliğimin sonucu..." |
"Ben kışın halinden anlamayan, bahara dargınım..." |
"Yorgunluk sadece bedende olmaz. En çok da yürekte, hayallerde, umutlarda olur..." |
"Gönlüme yerleşen sızını sevdim..." |
"Vedalardan zor olanı, insanın veda etmek zorunda olduğunu bilmesiymiş..." |
"Vicdanımın rahat olduğu hiçbir konuda açıklama yapma gereği duymam istediğinizi anlamakta özgürsünüz..." |
“İçinde ölüsünü gezdirenin dışında kalmıyor kimsesi...” |
"Etrafında kimseyi bulamamak zor, içinde kimseyi bulamamak ise daha zor..." |
"Sesimiz kısık içimiz yankı dolu..." |
"Seni unutmak istiyorum; bunu bendeki sana bile anlatabilmiş değilim henüz..." |
"İnsanlar sizi, sadece aynı yerden canları yandıklarında anlar..." |
"Hiç kimse gerçekten sevildiğine, sevileceğine inanamıyor. Sahteliğin tüm zamanların rekorunu kırdığı bir devir..." |
"Ne ben anlatabilirdim, ne dinleyecek birisi vardı. Öyle içim yandı, sağlam tükendim..." |
Hayatınıza Giren Tüm PisLikLere Teşekkür Edin; KötüLer oLmasa İyiLerin,YaLancıLar oLmasa DürüstLerin,ŞerefsizLer oLmasa ŞerefLiLerin Kıymetini Nereden AnLayacaktık,? |
Arza hacet yok, halim sana ayandır. Dile gerek yok, sessizliğim sana beyandır. Söze lüzum yok, susuşum sana kelamdır. Kelama ihtiyaç yok, aşk sana figandır. Şems-i Tebrizî |
Boşver be kalbim. Kimse anlamasa da, bilmese de yorgunluğunu; Yaradan bilir doğruluğunu. Hz. Mevlânâ |
Bir vefalı şöyle diyor ; Bizim için yaprağını kımıldatmayanlara koca çınarı sallamışız. |
YAŞLANMA BU KADAR MI GÜZEL ANLATILIR. “Sanıyorum merdiven yapımlarında giderek daha sert malzeme kullanılıyor; eskisine göre hem basamakları çoğalttılar hem boylarını yükselttiler. Her şeyden öte ikişer ikişer çıkılmaz oldu, tek tek çıkmak zorunda kalıyor insan. Bir de yazıları küçülttüler her ne hikmetse. Burnumu gazeteye dayamak zorunda kalıyorum iki satır okumak için. Geçen gün avucumdaki bozuklukların üzerinde kaç kuruş yazdığını görmek için telefon kulübesinin dışına çıktım. Hani gözlük kullanmayayım, yanımdakine okutayım gazeteyi diyorum ama insanlar o kadar alçak sesle konuşuyorlar ki okuduklarında da tam anlayamıyorum ne okuduklarını. Her yer eskisinden daha uzak sanki. Evden durağa olan mesafe iki katına çıktı neredeyse. Önceleri hiç fark etmediğim bir de yokuş varmış evle durak arasında. Vapurlar da vaktinden önce kalkar oldu şimdilerde. Hani koşmanın da anlamı yok nasıl olsa benden önce halat alıyorlar. Kumaşlarda eski kumaş değil. Kısa sürede dar geliyor ne giysem. Ayakkabı bağları da kısaldı mı ne giderek erişilmez oldular. Hava bile tuhaflaştı. Kışlar daha soğuk yazlar daha sıcak. Tatil beldeleri bu kadar uzak ve zahmetli olmasa yolculuk da yapacağım. Kar bile ağırlaştı eskisi gibi kolay küreyemiyorsun. Kapı pencere çerçeve imalatında da değişiklik yaptılar sanıyorum, daha sert cereyan yapıyor karşılıklı açtığında. İnsanlar da sanki ben onların yaşındayken göründüğümden çok daha genç gibiler. Eski okul arkadaşlarımla üniversitede bir buluşma günü ayarladık, hayretler içinde kaldım bebek yaşta öğrencileri görünce. Ama itiraf etmeliyim ki bizim zamanımızdan çok daha terbiyeli yetiştiriliyorlar; bir kaçı bana “beyefendi” diye hitap etti; hatta aralarından biri caddede karşıdan karşıya geçmeme yardımcı oldu. Fakat buna mukabil hayret ediyorum yaşıtlarım benden çok daha yaşlılar. Tamam bizim jenerasyona yaşını başını almış gözüyle bakılıyor ama bunaklıklarına ve takıla topallaya yürümelerine ne demeli? Aynı akşam üniversitenin barında bir sınıf arkadaşıma rastladım. Nasıl bir değişim geçirmişse artık beni tanıyamadı bile!!!" Philippe Noiret |
Kadınlar bavulunu toplamadan çok önce gider Önce renkleri solar, sonra susar Ama sen illa kapıdan çıkışını görmek isteyecek kadar ahmaksındır.." |
Akşamdandır diyorlar, dünya hala dönüyorsa Öyle dalgın, umarsız... Sorsam neyi, bağırsam kime, beni kim anlar? Bir kaçık şair diyecekler Anca yalnız, kanca yalnız... |
Muhatabını kalbinde koyduğun yerle, onun seni kalbinde koyduğu yer arasındaki fark büyükse yüreğini sıkıca ört.. Üşümesin, Kırılmasın, Kurumasın, İncinmesin.. |
"İyi bir hafızanın, bazı geceler cana kastettiğini herkes bilmez. Hatırlamak lanettir, bazen; unutamamak felaket..." |
Valla ne yalan söyleyim..... Biri gelip rahatsız edecek diye .... Kendi iç dunyama bile kapanmıyorum .... |
Cicekler yetistiriyoruz turlu turlu... Onlari oksaya oksaya suyunu veriyoruz... Konusa konusa onlarla kokularini icimize cekiyoruz. Iclerinde kusenler varsa eger... Boynunu bukenler, sararmaya yuz tutanlar... Neyin var senin, diyoruz hemen telasla, endiseyle, uzulerek. Sardunyalarimiz gunesi seviyor... Esirgemiyoruz ondan balkonumuzun en gunesli kisimlarini.. Feslegenlerimiz golgede olmali biliyoruz... Ve onlari koruyoruz gunesten, sakiniyoruz. Bir, birbirimizin dilinden anlamiyoruz biz insanlar. Bir, birbirimizin isteklerine körüz, sagiriz. Bir birbirimize yetisirken topaliz, çolagiz. Biz insanlar, cicekler yetistiriyoruz turlu turlu... Bir, birbirimize yetisemiyoruz. Bir, birbirimizi ihtiyacimiz oldugu bicimde sevemiyoruz. Pandora |
Kimse başkasını sevmek mecburiyetinde değil, fakat saygı göstermek ahlaki bir zorunluluktur..! |
Seni görmezden gelebilirim. Başka iyilik bekleme benden. |
Ben herkesten çok kendime ayıp ettim, - Benim ilk önce kendi gönlümü almam gerekir..! |
Çok şey söylemek istediğinde hiçbir şey söyleyemezsin işte o zaman anlarsın Kelâmın yüreğe yetmediğini |
Öyle insanlar varki yükü hafiflesin diye yardım ederken minnet yükünü sırtına yüklerler, TAŞIYAMAZSIN...!!! |
- "Mutluluk" modern zaman uydurmasıdır. Eskiler "bahtiyar olmak"derlerdi, Bahtıyla barışık olmak... |
Hava soğuk Sis çökmüş sokak aralarına Tuz bassam Merhem olurmu yaralarıma Uğur Küçük |
Öfke biriktirme temiz gönlünde. Suya at, göğe uçur, toprağa göm. |
Elbette dünyanın en güzeli sen değilsin Ama sana aşık oldu kalbim...." |
Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım. Sabahattin Ali |
“Nereye gidersek gidelim, hoşça kal burası…” Sonra Verlaine’in “rüzgâr tabanlı adam” dediği Rimbaud’nun yürümesini… Kaçıp kaçıp yollara vurur kendini genç adam. “Nereye gidersek gidelim, hoşça kal burası…” Kimi zaman ilham perilerini arar, kimi zaman sadece gider. “Nereye gidersek gidelim, hoşça kal burası…” |
"Bizim her gece üstüne bastığımız o aynı diken." Yannis Ritsos Bir daha o telaşı görene kadar aynı dikene basacağım . "Benim her gece üstüne bastığım o aynı diken." |
Hocalardan biri final sınavında sınıfa gelmiş ve sınav sorusu olarak tahtaya, "Why?" (Neden?) yazmış. Öğrenciler ilk önce ne yazacaklarını şaşırmışlar, sonra herkes birşeyler yazmaya başlamış. Yalnız bir öğrenci, sınavın ilk dakikasında kağıdını teslim etmiş. Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: "Why not?" (Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan "100" almış. Aynı hoca başka bir sınavda "Risk nedir?" diye soruyor. Yine bir öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kağıdını. Kağıdın üst kısmında sadece "isim-soyadı" yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. En altta ise "İşte risk budur" diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en yüksek notu alıyor. Hocanın bir sonraki sınavında yine "Risk nedir?" sorusuyla karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kağıt verince bu sefer "0" alıyor. Tabii koşa koşa hocaya gidip sebebini soruyor. İşte Hocanın cevabı: "Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!" |
Amacınız zarar vermekse, güce ihtiyacınız vardır. Diğer her şey için '' Sevgi '' yeterlidir..." |
Her şeyin üstüne geldiğine eminmisin Belki sen ters yola girmişsindir.." |
Üzerinde hakkım var, bütün hesapların görüleceği günde bunu sana sorarlar, bilmiyor musun ? |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:45. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Copyright ©2019 - 2025 | IRCRehberi.Net