![]() |
Dostuna küsen düşmanıyla yatıp kalkıyor. Zarardasınız Ziyan olacaksınız... Haberiniz yok ~ |
Ben kendi Denizimde yürüttüğüm geminin kaptanlığını yapmakla meşgulüm, sizin hangi kayığın küreğini çektiğinizle ilgilenmiyorum... Kazanız mübarek ola |
İnsanlarla iletişim kurmak zorunda kaldığım zor günler yaşıyorum. Lütfen biraz anlayışlı olun. |
“Bir insanı severken yormayın. Nasıl olsa seviyor diyerek, incitmeyin. İnsan zaten en sevdiğine kırılır. Şu da aklınızda kalsın ; Yürekten uğurlanan insan, tekrar ağırlanmaz..." |
Efendim yanlış anlaşılma olmasın, yıkılmadık sadece tadilattayız. |
Herkes "Gerçek Sizi" bilmeyi hak etmez.. Bırakın, Siz olduğunu düşündükleri kişiyi eleştirsinler..!! |
Derdim sensin derdim, sana bir şey diyebilseydim. |
Kendi dünyamda yaşıyorum, Çünkü başkalarınkini sevmiyorum... |
Bazen neden mi yalnız olmak istenir ? Eğer bir insan yalnızsa, Birini bulamadığı için değil, İnsanlara güveni kalmadığı içindir. Birilerine güvenip, Pişman olmaktan yorulduğu içindir. Çok yorulmuş insan dinlenmek ister. Çok kırılmış insan güvenmek ister. Güvenilecek birini göremeyen insan da, YALNIZ kalmak ister.. |
Kendimi özledim diye fısıldadım bir kulağımdan diğerine sonra dedim ki acaba yazı var mıdır bununla ilgili. Bir baktım ki cümleler ardı ardına sıralanmış sanki benim bir tarafımdan kopan yerler gibiydi. Bütün hayatımda geçmişten bu yana olanların belki de bir özetiydi bu: ‘Kendimi özledim.’ Çok sevdim gerçekten bu anlatımı… Ne tuhaf değil mi, aklımıza gelmez kendimizi özleyebileceğimiz. Bir şeylere canımız sıkılır ama anlamayız kendimizi ihmâl ettiğimizi, olmadık başka dertler çıkarırız kendimize… Onlar sanırız dertlerimiz. Özlem hep bir başkasına duyulan bir duygudur gibi gelir bize… Oysa insan belki de en çok kendisini özler… En çok kendimizi ihmâl ederiz…. En çok kendimizi erteleriz… En çok kendimize aldırmayız… En sonunda da unuturuz kendimizi. Başkalarının dertleri, acıları, sevinçleri, hayatları doldurur hayatımızı… Öyle gürültülü bir hayatımız olur ki kendimizi aradığımızı duymaz oluruz… O cılız fısıltı, o gürültülü hayat içinde her defasında kaybolur gider. Bana da böyle oldu… Bir çocukluğum, gençliğim, dertlerim, sevinçlerim, acılarım, heyecanlarım yokmuş, hiç olmamış gibi zamanın peşinden koşturduğum hayatımın içinde durdum birden. Ve kendimi özlediğimi fark ettim. Sanki kendimi terk etmiş gibiydim… Hatta kapıyı vurup çıkmışım gibi… Siz de mi öylesiniz? Unuttunuz mu kendinizi ? |
Ben daha çocuk yaşta "geçişli edilgen çatılı fiil" görmüş insanım sen neyin zorluğundan bahsediyorsun? |
Çalı bile itmiyor kendisine sığınan kuşu, denk geldiğimiz kalplere bak.. |
"Akıl veren çok oluyor” dedim.. Güldü, "Kullanmadıkları şeyi ne yapacaklardı ya..! Dedi.. |
Ne bileyim işte, gitmek çözüm değil de, insan kaçmanın başka türlüsünü bilmiyor ki. |
Kim bilir kaç kez doğruyu söylemek yerine "İyiyim" dedim bilmiyorum. |
Hani bazen söyleyecek çok sözün olur da, Bakarsın şöyle bir etrafına ve sonra yutkunarak; “Ben kime, neyi anlatmaya çalışıyorum..?” diye susarsın ya… Hani “Ne haliniz varsa görün” diyerek, Haykırıp, çekip gitmek istersin ya, Hem de hiç dönmemecesine… Işte, o hallerden birindeyim… Gördüklerim tahammül sınırını çoktan aştı… Ya insanlar ben de çok yanlış yerde, Ya da ben bu dünyanın çok yanlış yerindeyim… |
Sana ne verebilirim ki..? Eskimiş yıpranmış bir yürek, kurumuş kalmış anılar, bir fincan acı kahve, sıradan bir iki şiir.. |
Gittin.. Ve ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki, “Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak.. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi o karanlıkta yolumu kaybedeceğim.” diyecektim sana.. Konuşamadım.. Konuşturmadın.. Gittin. |
Karşılaştığın puştluklar, uğradığın ihanetler, seni üzmüş olsa bile bunların utancı sana ait değil, sahiplerinindir. Canını sıkma. |
Hiç kimse, yanıldığınızda, bıktığınızda ve yorulduğunuzda dinleneceğiniz bir kapı değil. Kimin için yanıldıysanız, kimin için çabaladıysanız ve kimin için yorulduysanız tesellisini de onda arayın. Bu kadar ziyan olduğumuz yeter. |
Kalbi ince olana, dünya ağır geliyor..." Dua ile ~ |
Sütten ağzımız yandı diye biz ineği kestik, siz hala "yoğurdu üflemenin peşindesiniz.” |
Dünya farklılıklar ile güzel! Yüreklerinizdeki tertemiz sevgi ve yüzlerinizdeki sıcacık gülümse ile hayatımıza kattığınız artı 1 değerin farkındayız. Gerçek sevgi kromozom saymaz. #21MartDünyaDownSendromuGünü |
Beni benden öğren herkese aynı değilim. |
Herkesin her şeyi bildiği dünyada bilmiyorum demek hoşuma gidiyor.! |
" insan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir diyorlar, sanki inanmaktan daha muhteşem bir hata yapılabilirmiş gibi..." |
Yalnız kalacağınızı zannederek, Sizi üzen, yaralayan ve hak etmeyen insanları hayatınızda tutmaya devam etmeyin.. Unutmayın ki ; varlığı acı veren insanların yokluğu sadece Huzur'dur... |
Azad ettim seni gönlümden. Yolun ahlarım kadar açık olsun... |
Şebnem Ferah’ın; Artık karşımdaki insandan çaba bekliyorum... Eskidendi o her şeyi sırtladığım günler... Kimseye çiçek bahçesi vaat etmiyorum artık... İsteyen olursa birlikte ekeriz. dediği yerdeyim.! |
Düşünüyorum da.., Yaş, kemale erdikçe, Papatya falında artık, "Seviyor - Sevmiyorların " yerine "Değer mi - Değmez mi"ler demek daha cazip geliyor.. |
Şimdilerde hepimiz, gelişine yaşıyoruz hayatı, kırılgan yüreklerimiz, yorgun bedenlerimiz, kaybedilmiş heveslerimizle, bahtımıza ne düşerse, Öylesine işte... |
Şarkıda diyor ya: Ey uzak ihtimallerle dokunduğum. Giyinirken bütün cevapsız yüzleri neden yoktun. Öyle işte. |
"Bir belkinin ne kadar umut taşıdığını bilmek isterdim..." |
"İkiden bir çıkınca bir kalır değil mi? o öyle olmuyor işte, yarım kalıyorsun..." |
"Bazı şeyler var ki, söylenmiyor..." |
Eğriyi kendinde arayan doğruyu kalbinde bulur . Aşkına emekle yürüyen dermanı derdinde görür.. Mevlana... |
Ve ben sana, bir ağaç kabuğunun ait olduğu ağacın gövdesine bağlılığı gibi sadık kalacağım. jose saramago - kabil kitabından alıntı. |
“Ölüm değilse bizi ayıran, yazık olmuş.” diyor ya hani bir şiirde, bazı şeyler vakti geldiğinde bitebilmeli. Ölüme gerek kalmadan. Can yaksa da, acıtsa da bitmeli. |
“Ölüm, böyle altı okka koymaz adama." derken Ahmed Arif; ayrılığın ölümden beter oluşunu anlatmıştı aslında. Eski bir şiirin, şairi diyor ki; “Ölüm ile ayrılığı tartmışlar, elli dirhem fazla gelmiş ayrılık.” Bu böyledir. Ayrılık; lambada titreyen alevi üşüten o soğukluktur. |
“Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyor.” Diye bir cümle var Tolstoy’un Savaş ve Barış’ında. Gorki, Ana kitabında bunu şöyle ifade etmiş: ”Ne güzel gülüyorsun Andre! Oysa çok gülenlerin yüreğinde keskin bir acı saklıdır.'' Bu hiç değişmez. En çok gülenin içi daima acı doludur. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:37. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Copyright ©2019 - 2025 | IRCRehberi.Net