Tekil Mesaj gösterimi
Alt 17 Mart 2026, 03:21   #1
laedri Ayın Editörü
" antikkahraman. "
laedri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart ANLAMSIZ 🖋️🍂

ANLAMSIZ

sana şiirler yazmayı düşünmüştüm, derin acılarla yazılmış hikayelerimden küçük küçük paragraflar okumayı belki de bilmiyorum. ağıtlar yakan sesimle, bayramlık sevinçleri kucaklayan şarkılar da söyleyebilirdim artık emin değilim.

küçük saksılara fesleğenler, cam önlerine sarmaşıklar ve menekşeler dizmiştim. sokaktan geçen bütün çocuklara nasihatler tembihledim. gecenin beşinde, sabahın köründe, akşamın kızıllığında benim gibi kendisini, başka birinin yokluğuna çivileyen herkese birer bira ısmarladım. hırkalar dağıttım sokakta oynayan ve sırtı terleyen yalnızlık şehrinin bütün çocuklarına. metro istasyonunda bir kadına gülümsedim, bir kediye sarıldım yalnızlığın şiddetlendiği anlarda, bir sigara yaktım.

yağmur yağdı, bütün acılarımdan soyundum, kirlerimden arındım. dökündüm içimi dışarıya doğru, darmadağındım. sabah aynı yolu defalarca tekrar ederek gitmeme rağmen işe yine karıştırdım, kayboldum. aynı büfeden gazeteler topladım, içimden çıkardım aklıma kazınmış anıları. sonra durup bir ışıklı tabelanın önünde gelsen diye bağırdım, olanca hiddetimle bütün şehirde yankılandın.

ne acıklı ve ne aptalca değil mi? bunca his karmaşasının, akıl tutulmasının yanında, hala adını ve sana ait hisleri sayıklıyor olmak. karşıdan karşıya geçerken küçük bir çocuk gibi içimden ağlamak geldi, koskoca caddenin ortasına bağdaş kurup yoruldum artık diye zırlamak, kendimi oradan oraya atıp dövünmek geldi içimden. birileri anlasın istedim, neyin var diye sorsun, içimden çıkarıp acımı görsün istedim. dövünmek istedim. Lakin sessizce yoluma devam etme gereği duydum aklımdan bütün bunlar hızlandırılmış bir film sahnesi gibi geçerken. sadece yoruldum diye bildim ve fiziki bir yorgunluk değildi bahsettiğim. halim kırık döküktü ve ruhen tükenmiştim artık.

bu acıyla daha ne kadar devam edebilirdim, daha nereye kadar taşıyabilirdi dizlerim beni bilmiyordum. bir insan huzurunun kıyısına ruhunu demirlemek ve ölene kadar orada konaklamak arzusuyla yanıp tutuşuyordum ve aynı zamanda gitmek hayali kaplıyordu içimi çaresizlik içinde. bir şehirden, bir evden, bir odadan gitmek hayalinden bahsetmiyorum. kendimden, kendi aklımın içinden, aklımdakilerin hiddetli dile gelişlerini ardımda bırakıp gitmekten[/color] bahsediyordum ve dünya yani beni bir kere bile duymamış olan dünya, bir kere daha tekrarlıyordu kendini. anlaşılmıyor, anlamsızlaşıyordum.