![]() |
|
Karadeniz Yöresel Kelimeler [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...] Aba: Abla (çocuk dili) Aborotçi: Palavracı. Abril: Nisan ayının yerel takvimdeki karşılığı. |
Abula: Abla. Aclanmak / acolmak: Acıkmak. Açan: Ne zaman. |
Açançi: Ne zamanki. Açubakan: Falcı. Ahan: İşte bak gör burada. |
Ahaviça: İlk defa hamile kalan kadın. Ahbin: Hayvan altına serili yaprakla karışık hayvan gübresi. Afilcan: Aniden. |
Afiyet: Yüz, sima. Afkurmak: Havlamak. Kızgın olunan kişiye, konuştuğu sırada, “çeneni kapat, konuşma” anlamında söylenen aşağılayıcı bir sözdür. Ağanus etmek: İnlemek. |
Ağırayak: Gebe, hamile. Ağizli: Çok ve gelişigüzel konuşan kişi. Ağnak: Dere yatağının kumlu kısmı; balığın sudan sıçrayarak üzerine çıkabildiği kumluk yer. |
Ağrişak: Kendirden iplik elde etme araçlarında kullanılan yığı döndüren yüzük. Ahaviça: İlk defa hamile kalan kadın. Ahbin: Ahırdaki hayvanların altına serilen yaprağın, hayvan dışkısı ile karışmış hali, meyve ve sebzelerin dibine serilip gübre niyetiyle kullanılır. |
Ağu: Zehir, zehirli ot. Ahiralti / ahralti: Evin alt kısmı, evin alt kısmındaki ekili arazi/bahçe. Ahırbağı: Ahır. |
Ahpu: Sığır gübresi, tabi gübre. Ahretluk: Takva sahibi. Ajdeğer: Ejderha. |
Ajluk: Açlık. Akuçça: Seyrek taneli taze mısır koçanı. Alaf: Yeşil bitkilerden oluşan hayvan yemi. |
Alahta kolofi: Gençlerin kiminle evleneceklerini rüyada görmeleri için yatmadan önce dua okuyarak yedikleri ve özel kurallara bağlı kalınarak hazırlanan tuzlu küçük ekmek. Alapur: Yemlik ot, inek yemi. Albeçi: Yüksek kapaklı, kenarlıklı yayvan, yuvarlak bakır tabak, küçük tabak. |
Alem: Yabancı, el. Aliko: Yuvarlak arı kovanını sağarken dalakları kesmek için kullanılan, kesici ve çift taraflı ağı kısmı 4-5 cm genişliğinde, kol kısmı ise 50 cm kadar uzunlukta olan demir alet. Allahisa: Adı hatırlanamayan için söylenen, “adı ne idi” manasında bir söz. |
Alohli: Ilık su. Ameka: Küçük balık. Amespara: Elifba, Amme Cüzi kitapçığı. |
Anaforci: Beleşçi. Anağulis: Kusacak gibi olmak, öğürmek. Anaka: Çocuk dilinde anne, anneanneye seslenme sözü. |
Anakuyusi: Bıngıldak (Çecuğun anakuyusi daha kapanmadi, ezmayin oni). Analis: Suya konan katı ve kuru şeylerin yumuşaması. Anamidi: Eğirilen yünleri birbirine katıp ayırmada kullanılır. Altında veya üstünde çapraz olarak çakılan çıtaların uçlarından birbirine sabitlenmiştir. Ortasında dikey bir mil uzanır. Kasnak bu mil üzerinde döner ve etrafına geçirilen yumak açılır. |
Anceli-Kunceli: Tahterevalli. Ander: Uğursuz. Anderpali: Çukur açmak için kullanılan kazık. |
Andikas: Ilık su elde etmek için kaptaki suyu birinden diğerine dökmek. Andimer: Bir işin kritik dönemi. Anemira: Feretiko örmede kullanılan bir tezgâh parçası. |
Angona: Zehirsiz küçük, kör yılan. Anifranda: Tez biten, tükenen şey. Anteri: Entari. |
Apandi: Bir tür lokum. Apifami: Yemek artığı. Apoçohalis: Eli ayağı birbirine dolaşmak, ayağı takılıp düşmek. |
Apoklis: İp yumağının ucu bulunmayacak şekilde karışması. Apoksi: Demircinin balta ve kama gibi demir aletlerini bir şey eklemeden düzeltmesi, tamir etmesi. Apos: Ağzı bozulmuş aletlerin düzeltilmesi. |
Aposkal: Yapımı devam eden işin tamamlanmış kısmı. Apoyfama: Yemek artığı. Apsimati: Ateşten sıçrayan kıvılcım. |
Apukatimi: Hayvanlara yem için öğütülen mısır kırması. Ar Suyi: Utanma duygusu. Arancap: Tadı acı armut. |
Arapiko: Arap kabağı (siyah kabak). Ardalaş: Büyük, kaba, iri yarı. Arikoç: Çok seyrek taneli mısır koçanı. |
Arnuk: Toprağın yumuşayarak kazılabilir hale gelmesi. Arpalavi: Yapılmakta olan sıralı bir işin geldiği nihai çizgi. Aruzeli: Arızalı, bozuk alet. |
Astiya: İnsan siluetindeki korkuluk. Aşama: Çayır biçildikten sonra ikinci kez gelen çimen. Aşamat: İnek adımı. |
Aşana: Ateşliğin üzerindeki bacamsı kısım. Aşlama: Ağaç fidesi. Aşot: Dere suyunu başka tarafa akıtmak. |
Aştali: Domuz korkutmak için bahçelere konulan korkuluk. Aşto: Ekin alanlarında yabani hayvanları korkutmak için konulan insan kuklası şeklinde korkuluk. Mecazen uzun boylu ve beceriksiz kişilere söylenir: “Aştosun da aşto, elunden bi iş celmez.” Aşude: Bir türlü sütlü yemek. |
Aştali: Domuz ve benzeri yabani hayvanları bahçelerden uzak tutmak için yapılan iptidai korkuluk. Atiçi: (Afiçi) Henüz çiçek açan salatalık. Atiça: Ateş böceği. |
Ayaçi: Arabulucu. Ayadin: Ay ışığı. Ayazbaş: Saçları dökülmüş, başı açılmış kişi. |
Aynali: Başının önünde beyaz kıllı bir kısım olan sığır. Azina: Irmak kenarında bulunan ekilebilir arazi. |
Badeva: Bedava. Bağa: Bana. Bağ ağaci: Eski evlerde evin etrafını dolanan döşemelerin bağlı olduğu kalın kestane kereste. |
Bağci: büyü, muska yapan kişi. Balkanluk: arp, engebeli, yüksek alan. Balli lobiya: Soya fasulyesi. |
Bare: Bari. Barabelli: Parabellum marka tabanca. Basabas: Tıka basa dolu. |
Başukari: Yukarıya doğru. Baydon: Aptal. Becit: Acele, ivedi / çetin iş, zor iş. |
Benlukçi: Kibirli. Bertilmek: duvarın veya zeminin çatlaması. Bet: Çirkin. |
Beydova: Beddua. Beyinmek: Büyümek. Bi hov / Bi hova: Kısa zamanda. |
Bi şe: Biraz, çok az. Bi yayim: Bir kısım. Biişağa: Aşağıya doğru. |
Bilama: Birazcık. Bildur sene / buldur sene: Geçen sene. Binam: Yavrum. |
B*k canli: Kişi karşısında daralıp, sıkıntıya düştüğü kişiye ya da hayvana söyler: sözden anlamayan kişiye, “o bok canli bi dur da!” Bolaçi: Belki. |
Bolaşuk: Bulaşık. Bozcer: Ağaçlık, çalılık yer. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:40. |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Copyright ©2019 - 2025 | IRCRehberi.Net