![]() |
Yaşam sonrası provalarım.. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...] Uçurumların dibi yakındır ya, aşkın eli sırtında olana Hoş, itse der insan Mat tebessümleri soyunup sahici acılara kuşansam der hani. Öyle işte.. |
Sırtımdan çıkardığım hançerleri eritip kendime bir zırh yaptım ama acıdan olduğu kadar sırtımı okşayan ellerden de mahrumum artık. |
Alıntı:
|
Siz vicdanlarınızla nasıl barışabiliyorsunuz? Ben, nasıl desem, onun önünde kendimi bir türlü aklayamıyorum. |
Benim turkcem bihayli zayif ya okuyunca kafam cok karisdi anlayamadim:dd |
Emeğine sağlık |
Bir sabah senin kim olduğunu sordu annem. Kahvaltı masasının başında kalakaldım. Adını sayıkladığım kaçıncı geceydi kim bilir. Ana yüreği işte. |
Zekadan nefret ediyorum, aklı ile övünenleri de hiç anlamıyorum bu ara. Oysa bir delilin umursamazlığı ne bir lütuftur. Biliyorum delilik ile mutluluk arasında bir bağlantı var. Ne de olsa düşünmek, mutluluğun önündeki en büyük engel. |
Düşünmek vs hepsi boş işler .Akışına bırak yaşa. |
Sen ki uçan bir balon görünce sevinirsin lakin ben hüzünlenirim. Gördüğüm şey uçan bir balon değildir: aynı manzarada ağlayan bir çocuk görürüm ben. Belkide mutluluk bana göre değildir. Ama sen hep gül, ben izlerim. |
Alıntı:
|
Ruhuna sızmalı usulca, öpmeli hayallerinden. Lakin korkmuyor değilim ya kendimi onların içlerinde göremezsem? |
Sevginin merdivenlerini tırmanıyor gönül Çıktıkça büyüyor adına tutunan her duygu Her hayal, her yara ve her derman Sensizliğe lanetler okuyor Duvarlarım, koltuklarım ve pencerelerim var Ev sanma böylesini: Ev içinde evsizlik, Ten içinde bencillik, ruh içinde çoksan da Epeyce bir sensizlik var Sessizliklere saklanan çığlıklar Derinlikleri örten sığlıklar var Lakin yetmiyor ki hiç bir var -öyledir ya sahi- Varların yetmediği yerde özlem başlar Kendi memleketinde gurbeti öğretir hani Hani ‘‘yarim’’ demenin o yarımlığı Gece, gündüz, yer ve göz arasında kalan o araf Buradasın işte: Bana benden yakın Ellerime uzakçasın.. |
Oysa ben de uzunca bir süre akıllıydım. Sonra bir şey oldu: Nasıl olduysa; cesurca düşünmeye, özgürce konuşmaya, merak etmeye, çocukça hayaller kurmaya ve istediğimi yapmaya karar verdim. Şimdilerde delisin diyorlar. ‘‘Asıl siz delisiniz!’’ diyorum. ‘‘Akıllı olmaya nasıl katlanıyorsunuz?’’ |
Bugün papatya toplayacaktım sana. Gel gör ki kıyamadım. Bir görsen yeni yeni filizleniyor hepsi. Bir güzellik için başka güzellikler ölmemeli. Bak ne diyeceğim sana: bu seferde gel, ben seni onlara götüreyim. Tam zamanı mevsimin. |
Adını öğrenmiştim o gün. Bir deprem, bir fırtına, bir sel, bir yangın. Anlayacağın, bin afat sardı aklımın ücralarını. Yirmi dokuz harflik, mütevazi alfabemizin, yan yana gelmiş, birbirinden farklı beş harfi… |
öyle ki, sevmişim diyor insan. yoksulluğu ancak yokluğun saymak, bilhassa gülmeyi gülmelerin olmadan yalan kılmak. törpülemek bir ömrü adındaki her harf ile. öyle ki, sevmişim diyor insan. bilmezdim, mesafelerin tecavüzü olurmuş aşka. ve kürtajı olmayan mecburi bir gebeliktir özlemek. |
Yeni evliydik Kıyafetlerini sevmiyordum Bir manzara bulsak Ben yine seni izliyordum ‘‘Aşk biter mi’’ diyordun Belli ki korkuyordun -oysa- ‘‘Bir ömre sığar mısın ?’’ Hiç sanmıyorum. Yeni evliydik. İş güç yoruluyorduk. Koşuyorduk birbirimize de Birbirimizde dinleniyorduk. |
Kapının önündeyim Fakat evine giremem Benim evime gel de diyemem İnsan, biz olunca belli ki Tek kişilik iki evi yıkıp da İki kişilik yeni bir ev inşa ediyormuş Duvarları güvenden, çatısı sevgiden bir ev Sıcak, berrak bir ev. |
Sen bana bağırdığını zannederdin. Oysa ben cenneti Yüksek sesle dinlerdim. |
Avuçlarına bıraktım anahtarlarımı. Şimdilerde insanlar buna sadakat diyorlar. Sadakat, çok sevmekten ziyade, güzel sevmenin maharetidir. |
Ait olduğu yeri terk eden ellerinden hemen sonra, biraz şiir düştü elimden. Sonbaharda intihar eden kırılgan yapraklar gibi, ne rüzgar ne de mevsim.. Hayır! Tutunduğum dallar artık beni istemiyor |
Parçalayabilirsin ruhumu Seni seviyor oluşumun Bahşettiği bu yetkiyi Son zerresine kadar kullan Ya da iyileştir beni Bir aşka sarılmak varken Aşk sanılana darılmak neden? Şaşırt beni! Ardımızdan açılan yaraları değil, Birbirimizi saralım.. Parçalayabilirsin ruhumu Güçsüzlüğümü ancak Sana fısıldıyorum. |
Tek bir kadın ile yetinmeli adam, şayet yoksa aşka inancı adamlıktan vazgeçip erkeklik ile yetinmeli. |
Alıntı:
|
Gülüşün yok baş ucumda. Uyanıyorum. Ellerim ve kalbim bir boşluğu kavrıyor. Gözlerine değemiyor gözlerim. Bakılası gelmiyor hiç bir şey. Ve günaydın diyen herkes yalancı. Gün boyunca sırıtan dudaklarım gibi. |
Sonra bir el tuttu ömrümü çay demledi, saçımı okşadı, elma soydu, koynuma girdi ve eğildi kulağıma tüm önceki gülmelerimin yalan olduğunu fısıldadı usulca |
Öyle bir ev ki, Bahçesinden deniz koklanmalı. İçinde isek, ne boyutu nede panjurlarının rengi Umurumuzda olmamalı. Az çalışıp, çok konuşmalı. Araba hep masraf. İki bisiklet almalı. Begonya ve papatyalar saksılarda Ve kesinlikle bir kedi beslemeli. -belki bir kaç- Gözlerimizi kitaplar, gece yarıları bazı bazı Bedenimizi yormalı. Küçük şeylerin büyüklüğüne Beraber varmalı. Üç harfin sonsuzluğu gibi. Böylesi yaşamak sence Aratır mı cenneti ? |
ben seni yazıyorken o seni yaşıyor ya ölüyorum ve sen her kelimemde biraz daha ölümsüzleşiyorsun |
Hiç sevmdik say Ne sen hatırla ne de ben. Usulca eriyelim birbirimizde. Aşk ilk defa bitmiyor yeryüzünde Ayrılan ilk aşıklar değiliz Keşke son biz olsak Neyse yaşa ve gül Bana kızıp güvensizlik etme bir başkasına. hoşça kal, anılarımın en güzeli. |
Bir kıızın götünden çok gözlerini düşünüyorsan şayet erkeklikten terfi etmiş adam olmuşsun demektir tebrikler! şimdi git ve acı çek. |
kimisinin önce içine dokunmak istersin ya hani hani bir şiirin iki kere okunan dizesi gibi durup da kıymetine varmak istersin öyle işte. |
Ben geldim. Ben dediğime bakma, ben sana kendimi terkedip geldim. Mutluluk ver bana demeyeceğim sana. Ben sana acının her türlüsüne hazırlıklı geldim. |
Hala iki çay bardağı koyuyorum kahvaltı masasına. Kızıyorsun diye ikinci şekeri atmıyor, diş macununu ortasından sıkmıyorum mesela. Hala yıkamıyorum son kez üzerimizi örten yorganı. Şimdi sen gittiğini zannediyorsun ya, oysa kilometreler sevgilim, onlar seni benden alamıyor. |
Kendinin zebanisidir insan. Hırs, güven ve şehvet ile. Kendinin kurtarıcısıdır insan. Sevgi, emek ve tamah ile. |
Küçükken kalabalığı sevmediğimi zannederdim fakat büyüdükçe fark ediyorum: -galiba- ben insanları sevmiyorum. |
ruhuna sızmalı usulca öpmeli hayallerinden lakin korkmuyor değilim ya kendimi onların içlerinde göremezsem? |
‘‘Başka bir yeteneğin var mı?‘’ dedi sırıtarak. Belli ki aklınca beni sevmek için bahane arıyordu. ‘‘Kalp atışlarımı istediğim zaman hızlandırabiliyorum mesela.‘’ dedim onun şaşkın bakışları altında. Nasıl yapabildiğimi merak etti tabi. Benden kat ve kat akıllı olan cep telefonumu çıkartıp ekranını gösterdim ona. Kendini gördü. Yüzüne yayılan tebessümü görebiliyordum ve böylece ona beni sevmesi için bir neden daha vermiş oldum. Ama o nedenleri değil beni sevecekti. Onlara tutunarak yaklaşacaktı bana. Umurumda değildi hiç bir neden. Ben onu istiyordum, o da beni… Nedenlerin canı cehennemeydi. |
Biliyordum, intihar etmekti bu. Hayatta kalarak ölmenin bir yolunu bulmuş olmanın sevinci ile baktım gözlerine ve onların içindeki dipsiz derinliğe atladım. |
neşeli şeyler de yazacağım bir gün sırıtan çocuklar taşacak dizelerimden gökkuşağını ve bulutları anlatacağım size şayet bir gün, o da severse |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:12. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Copyright ©2019 - 2026 | IRCRehberi.Net