IRCRehberi.Net- Türkiyenin En iyi IRC ve Genel Forum Sitesi  
 sohbet
seviyeli sohbet


Tartışma & Meydan Haftalık tartışma konularımıza bu başlık altından ulaşabilirsiniz.

🎙️ LAFZONA Sesli ve görüntülü konuşma • İnteraktif yayıncılık • Müzik ve sohbet bir arada Katıl →
 
 
Seçenekler Stil
Alt 22 Eylül 2026, 16:06   #1
Editör
Grey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart Devlet ne kadar derindir? [BÖLÜM 1]

''İstanbul ne kadar yukarıdaysa, Ankara o kadar derindedir. Devletin bizzat kendisi derindir. Hükümetler yürütmeye yürütürler ama, iktidar bir fiil devletin elindedir. Derin devlet diye birşey yoktur, devlet derin olduğu kadar devlettir ve o nispette güçlüdür''

Av.Nizamettin Güvenç


GÜNDEM
Çok fazla haşır neşir olduğum, eşelediğim ve araştırdığım doğrudur. Kimisine göre doğru, kimisine göre yanlış bildiklerimde vardır muhakkak. Fakat kulaktan dolma alışkanlıklarla olaylara yaklaşmaktansa, daha gerçekçi ve somut göstergelerle analiz etmeye çaba gösterdim. Lübnan'da dost yanlısı çağırışı, Almanya'da bir emeklinin itirafları, Duruşma salonunda bir tutumu, Bir araba yıkıntısından çıkan 4 farklı kimliğin şok edici buluşmasını, Siyonist köklü vakıfların uluslararası tatlı/masum çalışmalarını ve daha nicelerini gördük, duyduk ve geçiştirdik. Herkesin kafasında aynı sorular; ''Neden? Kim? Hangisi doğru? Neler oluyor?''


MAVİ Mİ? YEŞİL Mİ?
Medyada afişe edilen faili meçhullerden geçmişten bugüne herkesin haberi vardır.
''Filanca yıldırım diyorlar'' ''Eymür'ün yanındaymış..'' ''Arif paşa ile ortak kurmuşlar'' Sayısız yorumlar demek istemiyorum, her gün birisi röportajlara çıkıp bir şeyler anlattı. Elbette birileri doğru konuştu, ama kimin doğruyu savunduğunu hiç kimse anlayamadı.

Emekli bir MİT personeli, bir gün herşeyi en açık haliyle ve bazı yerlerini direk kabullenerek anlatıyor. Çok zeki, çok sakin, mimikler neredeyse yok, beden dili soğuk, göz kaçırmadan.. Anlattığı şeyler uzunca, akıllıca. Sadece bir kısmını ciddiye aldım, diğer noktaları ise asla bir MİT personelinin kendini riske atacak ya da görev ilkelerini unutacak bir yapıda olup anlatmayacağını bildiğim için dikkate değer bulmadım.

Emekli bir Albay, ölüm koynunda iken konuşma kararı alıyor. Her kararı, her emri ve her günahı kabulleniyor. Başta çok delice gelse de altını irdelediğimde gerçekçi yerler de gördüm, şüphe uyandırıcı da.. Açıkçası samimi bulduğum röportajlardan birisiydi. Zira hayatına ve görevine şahit olan arkadaşlarının hayatta olmaması, ve ölüm burnunda olması da tüm günahları sırtlanması için yeterliydi.

Yeşil ya da bilirsiniz ''Yıldırım'', Faili meçhullerin baş kahramanı, daha doğrusu medya'nın da desteğiyle.. Hayatta olup olmadığı bilinmemekle birlikte birçok günahın sırtlandırıldığı o adam. Kimisine göre en gizli görevlerin baş kahramanı, kimisine göre bir emir eli, kimisine göre çetelenme faaliyeti. Teşkilatlar arası transfer değil de, birim yetkilileri arasında takas edildiğine, Çok krıtik görevleri üstlendiğine ve faili meçhuller arasında kilit isimleri barındırdığına inanıyorum.


Peki, Ersever? Bunca kargaşa arasında en merak ettiğim şey bu. Çünkü bana konuşanlardan çok susturulanlar inandırıcı geliyor. Çünkü sadece adı var, ama asla arka planını kimse tutarlı anlatmıyor. Ya da anlatılması istenmiyor.. En gizli ama en kritik ve ''kayıtsız'' bir teşkilatın kuruluş komitesinde yer alıyorsun(En azından komite üyesi bunu beyan ediyor'', sonra en önemli bölgelerde görev alıyorsun, sonra birden emekliye çekilip(zaruriliği tartışılır) bir yayınevine söyleşi vermek istiyorsun. Ve coğrafyada sayısız manşet hastası medya organları varken hiç biri gelmiyor. Sen medyayı kovalıyorsun.. Anlatılmak istenen ama susturulan şeylerin olduğu baki. Bir duruşma günü, bir apartman dairesi, bir kaçırılma hikayesi ve 3 cinayet. Ankara'da 3 ayrı mezra, üçgen, şeytan üçgeni..


LÜBNAN KASETİ

29 yıl sonra bir kayıt yayınlanıyor. Bugün gördüğümüz, duyduğumuz ve incelediğimiz kişilikten bambaşka bir adam görünüyor. Vallahi bir an vatan vatan diye ağlayacak herhalde dedim lakin dış devletlerin yönlendirmesi altında olduğunu çok açık olarak konuşmaların bir kısmında belli ettiği için samimi bulmadım. Öte yandan bu kaydın soru yöneltici kısmının ise neden 29 yıl boyunca yayınlamadın da bugün yayınlıyorsun diye içimden sitemini geçirmediğim değil. Tabii ''yayınlattırılmadı''ğı da yüksek ihtimal. Zira bugün demir parmaklıklar arkasında böyle bir kasedin servis edilmesi de gayet normal.. Fakat konuşmanın en irdeleyici noktaları, faili meçhullerin, gizli teşkilatların ve sırlarının tam 29 yıl önce bu kasette açıklanmış ve belli kısımlarında mesajının verilmiş olmasıydı. Bu kısmı bir süreliğine rafa kaldırdım, daha sakin bir kafayla kurcalayacağım.


AVCININ AV OLMASI


Teşkilatın bir numaralı adamı, resmi ve açık bir isim. Susurluk kargaşasında medya önünde dile getirilmeyecek iddialar atıyor ortaya. Medya bile olayı şaşkınlıkla karşılayıp, açıklamaları ağzı açık dinlediler. Yetmez gibi sunucunun ''Sanırım bu programdan sonra meslek hayatınız da bazı değişiklikler olacak'' yani teşkilattan kovulacaksınız denildiğinde bunu gayet normal karşılayarak umursamaz tavrın ve dik duruşun olması beni de çok şaşırtmıştı. Tam 1 yıl sonra aynı buluşma, program gerçekleşiyor. Tahmin edildiği üzere teşkilattan ihraç ve bedensel çökmüşlük hakim. Anladım ki bir takım sorgular gerçekleşmiş, psikolojik yıpranmalar hakim olmuş. Fakat herşeye rağmen tekrar itiraflar/açıklamaların olması da büyük şüphe uyandırdı. Açıklanmaması gerekenleri açıklayan birisini mutlaka takip edersiniz, ve direnirsiniz. Üstüne üstelik 1 yıl sonra tekrar aynı girişimde bulunan birisine neden göz yumulur? İşte o şüphelerim burada da hakim. Bu kısmı da rafa kaldırdım incelemek üzere.
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı





Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:11.