![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
|
Dikiş yerlerinden değil, kumaşın kendinden yırtılması bu, Aynı kemiğin, aynı sızıyı her sabah yeniden selamlaması. İnsan, kendi enkazına alışınca değil, O enkazın üzerine yeniden bir çatı kurulamayacağını anladığında yorulur. İnsanın insana vereceği zararın bir sınırı yokmuş. Bunu, göğsümüzde açılan boşluğun Bir başkasına sığınak olduğunu sandığımızda gördük. Güven; üzerine basıldıkça yıkılan kumdan kaleler oldu, Hangi suyu eklesen, kendi ağırlığında boğulan bir çamur artık. Sevmek; bir başkasının eline kendi celladının ipini sessizce teslim etmekmiş, Ve her "yeniden" cümlesi, bir öncekinin üzerine atılan o dilsiz toprak. Saat artık akşamı değil, imkansızı gösteriyor. Rüzgarın kuruttuğu nehir, yatağını bir daha tanımaz. Tuzlanan toprakta hatıra yeşermez. İçerideki o büyük cam kırılması, dışarıdan duyulmuyor diye Herkes bizi hala o eski, bütünlenmiş ayna sanıyor. Oysa biz, kendi parçalarımızı birleştirirken Keskin uçlarımızda kendi kanımızı unuttuk. Hangi kapıyı çalsak, arkasında kendimizden bir eksiklik. Zaman, iyileştiren bir ilaç değil, Sadece ağrıyı sıradanlaştıran bir alışkanlık. Çünkü insan, en çok kendi harabelerine başkasının adını verdiğinde yenilir, Ve artık çok geç... İnsanın insana sadece bir boşluk bırakacak kadar yaklaştığı o yerde. 👍 1❤ 1👏 2
________________ — “Bazen en büyük kayıp, yaşanmamış ihtimallerdir.” | |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |