IRCRehberi.Net- Türkiyenin En iyi IRC ve Genel Forum Sitesi  
 sohbet
seviyeli sohbet


🎙️ LAFZONA Sesli ve görüntülü konuşma • İnteraktif yayıncılık • Müzik ve sohbet bir arada Katıl →
2Beğeni(ler)
  • 2 Gönderen SokağınTavanı


 
 
Seçenekler Stil
Alt 17 Eylül 2026, 17:18   #1
Standart Zamansız Gözyaşı

Sisli bir eylül akşamıydı, Herkes kendi içine kapanıyordu. Kadın, masanın köşesindeki kültablasını öfkeyle kendine doğru çekti; çıkardığı metalik ses, aralarındaki o gergin sessizliği ikiye böldü. Bakışlarında biriken o ekşi, dumanlı nefreti erkeğin yüzüne fırlatmak istiyordu. İçtiği sigaranın dumanını onun yüzüne doğru üflerken, "Her şeyi çok iyi bildiğini sanıyorsun, değil mi?" diye fısıldadı, sesindeki keskin telleri gizlemeye gerek duymadan. Pohpohlanmamak, onun o kaya gibi duran sükunetini tuzla buz etmişti.

Erkek, pardösüsünün yakasını hafifçe kaldırdı. Gözleri kadında değil, camın arkasında eriyen sokak lambalarındaydı. Kadının fırtınalı kelimeleri, onun rüzgargülüne bile değmeden geçip gidiyordu. Dudaklarında ne bir itiraz belirdi, ne de savunma. Doğruyu anlamak istemeyene elden ne gelirdi. Kendinden o kadar emindi ki, bu öfkeli çırpınışları sadece uzaktaki bir vapur düdüğü kadar önemsiyordu. Cebinden eski bir çakmak çıkarıp parmaklarının arasında çevirdi; kadının varlığı, kafasındaki o uçsuz bucaksız içsel coğrafyanın yanında küçücük bir teferruattı. Umursamıyordu; çünkü kendi yalnızlığının rütbesi, kadının egosundan çok daha yüksekti.

Bu filmi çok izlemişti erkek. Ve sonunu ezbere biliyordu. Hırs, aşkın karşında zayıf bir rakipti. Sadece hataya sürükler ve en sonunda kendi içini kavururdu. Ufak oyunlarla tatmin olduğunu sanırdı. Oysa önemsenmiyordu bile. Zamanından sonra gelen gözyaşının hiçbir anlamı yoktu.

Kadın, tırnaklarını masanın cilalı ahşabına gömer gibi bastırdı; erkeğin bu mutlak dilsizliği, onun teninde açık bir yara gibi sızlıyordu. Ciddiye alınmayı bekleyen egosu, kendi kendine "Sanki bir heykelin gölgesinde oturuyorum, beni hiç duymuyor mu?" diye haykırıyordu kalbine, sesindeki kırılgan isyan Sokağın Tavanında asılı kaldı.

Bir sigara daha yaktı, çakmağın alevi gözlerindeki o çaresiz hıncı anlık bir şimşek gibi aydınlatmıştı. Onu sarsmak, suçlu hissettirmek, hiç değilse gözlerinde bir pişmanlık kırıntısı yakalamak ve kendi kadınlık egosu için kelimelerini zehirli oklara dönüştürüyordu.

Erkek, ağır ağır oturduğu sandalyeden doğruldu; uzun pardösüsünün etekleri, odadaki o boğucu havayı hafifçe dalgalandırdı. Kadına tek bir saniye bile bakmadan, masaya batan gemilerden kurtarılmış eski bir metal para bıraktı. Kendi içindeki o amansız pusulaya öyle sıkı sıkıya bağlıydı ki, kadının yarattığı bu fırtına onun limanında tek bir dalga bile kıpırdatamamıştı. Adımlarını kapıya doğru yönlendirirken, ardında sadece kendi varlığının o yıkılmaz şatosunu ve kadının yenik uğultusunu bıraktı.

Kapı kapandığında, sokaktan geçen o soğuk eylül rüzgarı kadının yüzüne vurdu. Kadın, masada kalan bozuk paraya ve boş sandalyeye bakarken, nefret etmeye çalıştığı bu adamın aslında kendisinden çoktan vazgeçtiğini, onu hiçbir zaman gerçekten menziline bile almadığını anladı. Yağmur bardaktan boşanırcasına hırsların üzerine yağmaya başlarken, kadın kendi öfkesinin küllerinde, o büyük ve sahte kalabalığıyla baş başa kalmıştı.
❤ 2
________________

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...]
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı





Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:09.