IRCRehberi - IRCForumlarının En İyi Rehberi   forum denizi



18Beğeni(ler)


 
 
Seçenekler Stil
Alt 04 Ekim 2021, 23:01   #1
Standart Dolunay Büyüsü -- 5. Bölüm



DOLUNAY BÜYÜSÜ

Sırtı üşüyordu. Daha doğrusu iliklerine kadar üşüyordu. Uzakta bir yerde bir suyun şırıltısı buz gibi olmuş kulaklarının içine sızarken bedeni kaskatı kesilmişti. Kalkıp çay suyu koymalıydı. Daha anneannesi kümesten yumurtaları getirmemişti. Eve girdiğinde sobayı yanmamış görürse o kırışıklarla bezeli sevgi dolu yüzü Lal’e kırgın kırgın bakabilirdi. Ah! Onu üzmeyi hiç sevmiyordu. Belli ki uyuyakalmıştı. Dün gece yine o gizemli tavan arasına girmeye çalışmıştı muhtemelen. Kahretsin o tavan arasında ne olduğunu çok merak ediyordu. Ama anneannesi oraya girmesine bir türlü izin vermiyordu. Eski zamanlardan kalma, anahtar deliği kocaman bir kapısı vardı. Birkaç kez içeriyi görmeye çalışmış ama simsiyah bir boşluktan başka bir şey görememişti. Kapıyı açmaksa anahtarsız imkânsızdı. İç çekti. Orayı bir gün görebilecek miydi?

Bir tıkırtı duydu. Anneannesi gelmiş olmalıydı. Telaşlandı, hemen kalkmalıydı. Daha gözlerini bile açmadan hızlıca doğrulmaya çalıştı ama soğuk bedeninin her köşesine işlemişti. Gece odasındaki küçük sobaya odun atmayı unutmuştu belli ki. Tekrar doğrulmaya çalıştı ama bu kez omuzlarına sert bir güçle bastırıldı.

“Yat baş belası, daha doğrulabilecek güçte değilsin!”

Ses genç kızı öyle bir hızla bugüne getirdi ki gözleri hızla açılırken, sert bir çığlıkla olduğu yerde doğruldu. Loş bir ışığın aydınlattığı boşlukta bakışlarını hızla gezdirdi. Taş bir mahzene benzeyen bir yerdi. Kız bakışlarını hemen ayakucunda duran adama çevirdi.

“Bana ne yaptın, ben neredeyim?”

Adam sargılı ellerine baktıktan sonra umursamaz bir tonda, “Asıl sen bana bir şey yaptın güzelim,” diye konuştu. “Ama şimdi bunu tartışmayacağım, daha iyi misin?”

Genç kız olan hiçbir şeye anlam veremiyordu. Nerde olduğunu anlamaya çalışıyordu. Zihnine kesik kesik anılar doluyordu. “Beni kaçırdın,” dedi. “O karanlık ara sokağa sokup ağzımı kapattığını hatırlıyorum,”

“Gerisini hatırlamıyor musun?”

Lal düşünmeye fırsat bulamadan, gıcırtılı bir ses araya girdi. “Süvari, kızı rahat bırak. Az önce yaşadıklarını eğitimli insanlar bile kaldıramazdı.”

Lal’in bakışları anında sesin geldiği karanlık köşeye dönerken ayakucundaki adam kalktı. “Ona ben mi dedim ay taşıyla şov yap diye.” derken homurdanıyordu. “Üstelik onu kurtaracağım diye avuç içlerim de yandı. Lanet olsun sana şunları sarma dedim, dua eder gibi dolaşıyorum etrafta.”

Gıcırtılı ses kıs kıs güldü. “Daha ne olsun kendin için dua edersin de katran karası Süvari ruhun biraz aydınlanır.”

Alayla gülme sırası diğer adamdaydı. “Kendi ruhum için boşuna çaba göstereceğime senin bunak başın için dua ederim, öbür tarafa boş gitmezsin.”

Lal artık şaşkınlığını atmış sinirlenmeye başlamıştı. Kaçırıldıysa da bu adamların onu bilgilendirmesi lazımdı. “Egosal şakalaşmanız bittiyse beyler, birisi bana burada ne olduğunu açıklayabilir mi?” Olduğu yerde döndü. Taş bir zeminin üstüne kurbanlık koyun gibi yatırılmış olduğunu fark etti. Üşümesinin sebebi belli olmuştu. Kollarını ovalarken söylenmeye devam etti. “Allah aşkına, derdiniz ne sizin? Tamam kaçırdınız da, zatürreden ölmem işinize mi yarayacaktı?”

Gri gözler aynı soğuklukla ona bakıyordu. Adamın gözlerinin bir ara altın sarısı şekilde parladığını hatırlayan Lal bunun nasıl olabileceğini düşündü. Adam bir çeşit illüzyonist miydi?

“Yaptığımız şey senin iyiliğin içindi baş belası, biraz daha öyle durmana izin versem kendi kendini kül edecektin. Eğitilmeden böyle saçma şeyler yapmamalısın.”

Kız adamın ne demek istediğini anlamaya çalışırken araya gıcırtılı bir öksürük girdi. “Kız şaşkın Süvari, ona anlaması için biraz zaman tanı. Daha ne olduğunu bile hatırlamıyor muhtemelen.” Ufak bir hareketlenme oldu. Sanki oturduğu sandalyeden kalkmış gibiydi. “Ay ışığı huzmesi büyüsü yaptın ama bunu kontrol edemedin ve baygınlık geçirdin.”

Lal şaşkınca karanlığa doğru baktı. Adam dümdüz saçmalıyordu. İstemsizce bir kahkaha attı. “Aman Allah’ım, bir grup şizofren tarafından kaçırılmışım.”

“Kaçırılma yok,” diye araya girdi karanlıkta konuşan adam. “Büyünün olası ters etkileri olabilir mi diye seni buraya getirdik. Taşa yatırmamızın nedeni de vücudunu daha çabuk soğutmaktı. Gücünden dolayı tenin kendini kısa bir süre korumuş bu yüzden şanslısın yanıklar oluşmadı.” Hafifçe güldü. “Tabii bazıları senin kadar şanslı değildi.”

Süvari sabretmeye çalışır gibi başını yukarı kaldırdı. “Artık başımın etini yer durur, gör bak bir dahakine senin şımarık soylu kızını kurtaracak mıyım?”

“Şımarık soylu kız mı?” Lal bu hitabın kendisi için söylendiğini anlamış ve öfkelenmeye başlamıştı. “Sen bana baksana,”

“Bakmazsam ne yaparsın, yine pufff ayışığı sincabına dönüşüp kendini mi yakmaya çalışırsın? Karar senin, ama bu sefer seni kurtarmamı hiç bekleme!”

Lal ayağa fırladı. “Sana kurtar diyen mi oldu? Hadsize bak! İstemediğim şeyler için bir de ona minnet duymamı bekliyor.”

“Şımarık soylu bir kıçın olmasaydı minnet duyardın işte,” diye sertçe konuştu Süvari, “Lanet olsun, bu soyluları bu yüzden sevmiyorum.”

Lal’in adamın hakareti karşısında nefesi kesilirken, öfkesini dizginleyemediği için hızla onun üzerine gitti. Daha adamın göğsüne sert bir yumruk vuramadan önce kendini birden bire havalanmış ve adamın omzunda yerini almış buldu.

Duruma inanmazken bir çığlık attı. “Bırak beni manyak,”

“Bana manyak diyene bak, iki katın kadar adama vurmaya çalışıyorsun. Benim bir Süvari olmamı geç, normal bir insan olsam bile bunu yapman mümkün değildi güzelim.”

“Offf!” diyen bir ses karanlıkta duyuldu ve köşedeki adam mum ışığının aydınlattığı loşluğa çıktı. Lal şaşkına döndü. Bu huysuz antikacıydı. “Allah aşkına sizin derdiniz ne? Burada Kara Deliğin Askerleriyle kuşatılmış bir ülkenin geleceğini konuşmamız gerekirken sizler oturmuş liseliler gibi cilveleşiyorsunuz.”

Lal daha ne olduğunu anlayamadan kendini yerde buldu. Yere çarptığı dizi acıyla sızlarken yanına düştüğü adamın dizine o da vurdu. “Pislik, senin derdin ne?” Ama adamın vücudu taş gibiydi kızın darbesi, kızın canını daha çok yakmıştı.

Süvari’nin soğuk bakışları yaşlı adamdaydı. “Ne cilveleşmesi, sadece ona haddini bildiriyordum.”

Yaşlı ve bilge gözlerde inanmayan bir bakış ve imalı bir gülüş vardı ancak uzatmak istemediği belliydi. “Neyse,” dedi usulca ve ayağa kalkıp üzerini silkelemeye çalışan kızın yanına gitti. Lal’in bir elini avuçlarına alırken bir dizini kırarak onun önünde eğildi. “Kraliyet ailesinin, en küçük prensesi, orman perilerinin komutanı Nar’ın tek kızı Lal ülkeniz için göreve çağrılıyorsunuz. Eminim bunun için büyük bir yüreklilikle savaşacaksınız.”

Lal karşısındaki adama delirmiş gibi baktı. O an tek mantıklı görünen adama bakışlarını çevirdi. Az önce onu nerdeyse yere fırlatmış olsa da daha makul birine benziyordu. “Allah aşkına, siz gerçekten deli misiniz?”

“Deli olsak, deliyiz der miyiz?” Mantık doğruydu. Lal nereye düşmüştü böyle. Bay buzdağı sözlerine devam etti. “Ama bizden kurtulabilirsin tabii… Ay taşını ver ve özgür ol.”

Yaşlı adam ona öfkeyle bakarken umursamadan kıza elini uzattı. Genç kızın şaşkın bakışları onu bir süre izledikten sonra bu sefer yumruk şeklindeki kendi avucuna baktı. İnanamayarak “Benim bu elim uyandığımdan beri böyle miydi?” dedi.

Süvari alayla güldü. “Seni buraya taşırken de böyleydi. Uyandığında da böyleydi. Beni yumruklamaya çalışırken de böyleydi. Şimdi! Taş vücudunun bir parçası olmadan önce onu ver ve bizden kurtul.”

Lal sıkmaktan kıpkırmızı olmuş elini yavaşça açtı. Taş orda nazlı nazlı parlamaya devam ediyordu. Karşısındaki adamın uzanan eline baktı ve o anda bayılmadan önce ne olduğunu hatırladı. Etrafını saran ışık huzmesi ve gittikçe silikleşen siluet… Sahi bunu kendisi mi yapmıştı. Hem de bu ufacık taşla.

Önünde diz çökmüş yaşlı adama baktı. Sonra diğer yanında bir buzdağı gibi dikilen pislik herife… Bütün bunlar gerçek olamazdı. Rüya görüyor olmalıydı. Sihir diye bir şeyin gerçek hayatta olmasının imkanı bile yoktu.

Garip bir şekilde anneannesinin Ay ışığı masalını bitirirken söylediği sözler zihninde yankılanmaya başladı.

“Ve mutlu son, diyemem kuzularım, çünkü bu hikâyenin sonu daha yazılmadı… Kim bilir belki siz yazarsınız?”

***

BÖLÜM SONU
Yazan: Gülümse...
Hikayenin Tüm Hakları Şahsıma Aittir...


________________

 
Alt 05 Ekim 2021, 18:44   #2
Arkasında dağ gibi adam duran kadın gülümsemesinde ne yapsın.Ben senin gülüşüne aşık olmuşum WildCat'im diğerlerinin kahkahası umurumda değil.
Saruhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart

Kalemine sağlık başkan güzel olmuş emeğine sağlık mutlu son olmalıydı yazmaliydi yazmaya devam etmeliydi şeklinde latife yapayım başkan

________________

Benim sadece iki elim var,hayata dört elle sarılmam için sana da ihtiyacım var.

AO

 
Alt 05 Ekim 2021, 19:40   #3
Standart

Alıntı:
Saruhan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kalemine sağlık başkan güzel olmuş emeğine sağlık mutlu son olmalıydı yazmaliydi yazmaya devam etmeliydi şeklinde latife yapayım başkan
Çok teşekkürler başkan yorumun için daha sona var ama ben genelde mutlu son yazarım zaten

________________

 
Alt 06 Ekim 2021, 13:43   #4
Editör
Hümaşah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart

Emegine saglik

 
Alt 06 Ekim 2021, 14:29   #5
~~ Şans ~~
Başak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart

Emeğine Sağlık sevgili @Gul umse

________________

 
Alt 06 Ekim 2021, 14:45   #6
Çok Yaratıcıyımdır Acayip Sorun Yaratırım
WildCat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart

kalemine yuregine saglik tatlim
dolunayin buyusune bende kapildim

________________

Sen bakma benim bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma,
ben çok gülerim ve
gülerken hiçkimse yalan olduğunu anlayamaz.
 
Alt 06 Ekim 2021, 15:06   #7
Standart

Alıntı:
Hümaşah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Emegine saglik
Alıntı:
Başak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Emeğine Sağlık sevgili @Gul umse
Alıntı:
WildCat Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
kalemine yuregine saglik tatlim
dolunayin buyusune bende kapildim
Çoook teşekkür ederim dostlar vakit ayırıp okuduğunuz için, umarım dolunayın büyüsü ilerleyen zamanlarda herkesi saracak

________________

 
Alt 06 Ekim 2021, 16:16   #8
Cumhuriyet Kadını
Reyhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart

Ben hala o masalı merak ediyorum, devamını bekliyorum canım merakla.. Kız Peri'ymiş

________________


ben deniz olsam da sen Ankara'sın
"∞"

 
Alt 06 Ekim 2021, 22:05   #9
Standart

Alıntı:
Reyhan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben hala o masalı merak ediyorum, devamını bekliyorum canım merakla.. Kız Peri'ymiş
Bölümleri en başından okuyup, her bölümde yorumlarını esirgemediğin için çoook teşekkürler canım ilerleyen bölümlerde karanlıkta kalan herşey aydınlandığı gibi yeni gizemler ve maceralarda ortaya çıkacak

________________

 
Alt 06 Ekim 2021, 22:08   #10
Standart

Alıntı:
Reyhan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben hala o masalı merak ediyorum, devamını bekliyorum canım merakla.. Kız Peri'ymiş
Ne perisi ya kendini prenses peri sanıyo işte

________________

 

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı





Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:14.