Anne (4)
SEVİL
.....................................vil Emre. Zeynep Hanım değil mi?
ZEYNEP
Evet.
Sevil, koltuğuna geçer.
SEVİL
Ferhunde aramıştı. Kendisi nerde?
ZEYNEP
Kantinde olacak.
SEVİL
Kusura bakmayın az önceki yaşananlar için. Bazen hastalar böyle oyunlar oynuyorlar.
ZEYNEP
Sorun değil. En azından gerçekti söyledikleri.
SEVİL
Samimiyet değil mi? Haklısınız. Önce sizinle biraz sohbet edelim. Kaybınız için çok üzgünüm.
Zeynep başını eğer, cevap vermez
SEVİL
Kiminle yaşıyorsunuz?
Zeynep susar
SEVİL
Yalnız kalmamaya çalışmalısınız bu süreçte.
ZEYNEP
Neden?
SEVİL
Klişe olacak ama, acılar paylaştıkça azalır. Kendinizi çok yalnız hissediyorsunuz ama değilsiniz? Ferhunde…
ZEYNEP
(Sevil’in sözünü keser)Yalnızlık özgürlüktür
SEVİL
Neden öyle düşünüyorsunuz?
ZEYNEP
Kimilerine göre yalnızlık,
marketten en küçük karpuzu
seçmektir. Kimilerine göre onca kalabalık
içinde ağlayacak bir
omuz bulamamak…
(Işık, Zeynep’te lokal, Zeynep ayağa kalkar)
Halbuki özgürlüktür yalnızlık.
Yalnız insan, belki başarılı
olamaz. Çünkü uğruna gayret etmesi
gereken kimse yoktur.
Yalnız insan belki mutlu olamaz.
Belki çok sıkılır hayatından.
Ama üzülmez de.
Yalnızdır çünkü.
Üzüleceği kimsesi yoktur.
Özgürlüktür yalnızlık.
Dert edeceği kimse yoktur.
Yarım kalacağı kimse yoktur.
Bence dünyanın en yalnız insanıdır Tesla.
Düşünsene, herkes tarafından ihanete uğruyorsun,
kimsenin kıymetine layık değilsin,
cesedin ölümünden günler sonra
borçlu olduğun bir otelin odasında
tesadüfen bulunuyor.
Ve dünyanın en büyük mucidisin.
Kimsesi yoktu konuşacak.
Başını omzuna yaslayacağı,
derdini paylaşacağı, ağlayacağı,
güleceği kimsesi yoktu.
Üzüleceği kimsesi yoktu.
Tek dostu bir güvercindi.
Sadece güvercinlerle konuşurdu.
Onlara anlatırdı hayallerini, umutlarını, acılarını.
Yüklerdi güvercinlerin kanatlarına
ve salardı gökyüzüne.
Özgürlüktür güvercin.
Özgürlüktür yalnızlık.
Ben yalnız değilim ki.
O… O, her zaman yanımda.
Hatta şuramda, tam solumda.
Acıtıyor buramı. Hep yanımda, hiç gitmiyor.
Ama yüzünü de göstermiyor, uzun sarı
sarı saçlarını okşayamıyorum,
minicik ellerini tutamıyorum,
karnına iki dilim ekmek koyamıyorum.
Gülüşüyle her şeyi unutamıyorum,
onu göremiyorum, duyamıyorum,
Kızamıyorum, okşayamıyorum.
Ama hep benimle.
Şurda, tam şuramda. Sol yanımda.
Öyle yakıyor canımı.
Işık söner.
Devam edecek... |