Tekil Mesaj gösterimi
Alt 14 Ağustos 2026, 17:26   #1
SokağınTavanı
✓
SokağınTavanı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart Ve Perde..! (5)

Kendimi öyle eksik hissediyordumki... İkiden bir çıkınca her zaman bir kalmıyormuş meğer. Yeni yeni öğreniyorum. Bazen de yarım kalıyormuş. Nasıl sönecek bu yangın? Yardım etsene bana.. Yok..
Sen de bilmiyorsun anlıyorum. Sadece yüzüme bakıp dinlemenden belli... Sen de bilmiyorsun.

O zaman tek çare inip o Heybeli sahiline, mehtaba dalmak yine. Tecrübe'de ordadır hem, belki O anlatır bu yangını nasıl söndüreceğimi. Gel hadi sen de gel... Sen de tanışmış olursun.

Bak işte orda.. Hani şu saçına sakalına ak düşmüş, parkasının düğmeleri kopuk olan.. Bak yine gördü beni hemen..

-''Ooo evlat! Gel bakalım gel, sen sevdin beni. Sevdin de hep heyben dolu geliyorsun be evlat. Bir gün de elin dolu gel''

Oturdum yanına ve sordum;

''Anlıyorum artık, gitmek istedi ve gitti. Ama aşk neden gitmiyor be Tecrübe? Neden hala sol yanım acıyor?''

Yine aldı şarabından bir yudum. Dudaklarından taşan şarabı, yıpranmış kazağının koluyla temizledi.

-''Aşk, gider evlat, bazen fırtınalarla
bazen de sessizce yürür gider.
Ama arkasında öyle bir hayalet bırakır ki,
kurtulamazsın.
Bir gün yolda yürürken
yanından geçen yabancı birinden onun kokusu gelir.
Ciğerlerin paramparça olur, adım atamazsın.
Yıllar geçse de, o koku hafızanın en kuytu köşesinde
bir lav gibi sıcak kalır.
Aşk, kokusuyla seni ömür boyu kovalayan bir hayalettir.

Şarabından bir yudum daha aldı. Ve devam etti.

"Hayatta insanı en çok ne yorar diye sorsalar, uzun uzun düşünürdüm eskiden.
Kaybetmek derdim belki.
Özlemek derdim.
Yalnızlık derdim.
Ama zaman geçtikçe başka bir şey fark ettim.
İnsanı en çok bitmeyen şeyler yoruyor.
Tamamlanmamış hikayeler.
Yarım kalmış cümleler.
Kapanmamış defterler...

Çünkü biten şeylerin bir sonu vardır.
Acı verse bile sonu vardır.
İnsan bir süre üzülür.
Bir süre özler.
Bir süre dönüp dönüp aynı yere bakar.
Ama sonunda kabullenmeye başlar.

Oysa yarım kalan şeylerde böyle bir son yoktur.
Onlar zihnin içinde yaşamaya devam eder.
Bazen yıllarca.
Bazen ömür boyunca.

Düşünsene evlat...
Hayatın boyunca kaç tane konuşma yarım kaldı?
Kaç kez içinden geçenleri söylemek isteyip sustun?
Kaç kez telefonu eline alıp sonra vazgeçtin?
Kaç kez bir mesaj yazıp sildin?
Kaç kez 'belki sonra söylerim' dedin?
Ve sonra... o 'sonra' hiç gelmedi.

İnsan bazen
zamanın sonsuz olduğunu zannediyor.
Sanki herkesi istediği zaman arayabilecekmiş gibi.
Sanki bütün özürler yarın da dilenebilirmiş gibi.
Sanki bütün sevgiler
bir sonraki güne bırakılabilirmiş gibi.
Ama hayatın böyle çalışmadığını
çok geç öğreniyorsun.

Bazı insanlar gerçekten gidiyor.
Bazı fırsatlar gerçekten bitiyor.
Bazı kapılar gerçekten kapanıyor.
Ve en kötüsü...
İnsan bunu çoğu zaman
kapı kapandıktan sonra anlıyor.

Bir gün eski bir telefon rehberine bakıyorsun.
Yıllardır aramadığın bir isim çıkıyor karşına.
Bir an duruyorsun.
Sonra düşünüyorsun.
^Bir zamanlar o insanla
ne kadar çok şey paylaşmıştık^ diye...
Günlerimizi.
Hayallerimizi.
Korkularımızı.
Kahkahalarımızı.
Belki gözyaşlarımızı.
Ve şimdi...
Bir yabancı kadar uzağız.

Hayat bazen sevdiğini bir anda uzaklaştırmıyor.
Milim milim uzaklaştırıyor.
Her gün biraz daha.
Her hafta biraz daha.
Sonra bir bakıyorsun ki yıllar geçmiş.
Aradaki mesafe kilometrelerle değil,
sessizliklerle ölçülüyor.
İşte o sessizliklerde
yarım kalan cümleler birikiyor.
Söylenmeyen teşekkürler.
Edilmeyen vedalar.
Sorulmayan sorular.

Ve insanın içinde sürekli dolaşan o düşünce...
'Acaba söyleseydim ne olurdu?'
Ne kadar ilginç bir soru aslında.
Belki hiçbir şey değişmeyecekti.
Belki her şey değişecekti.
Ama insan zihni, ihtimalleri çok sever.
Gerçeklerden bile fazla sever bazen.

Bu yüzden yarım kalan hikâyeler
yıllarca yaşamaya devam eder.
Çünkü onların sonunu bilmiyorsun.
Ve bilmediğin her son,
zihninde yeniden yazılıyor.
Belki de bu yüzden bazı insanları değil,
onlarla yaşayamadığımız ihtimalleri özlüyoruz.
Birlikte gidilemeyen şehirleri.
Kurulamayan hayatları.
Söylenemeyen cümleleri.
Gerçekleşmeyen ihtimalleri...

Ama yıllar geçtikçe
başka bir şey daha öğreniyor insan.
Hayatın tamamı zaten
biraz yarım kalmaktan oluşuyor.
Kimse her şeyi söyleyemiyor.
Kimse her hayalini gerçekleştiremiyor.
Kimse bütün sorularının cevabını alamıyor.
Ve belki olgunlaşmak dediğimiz şey de burada başlıyor.
Eksik kalmış şeylerle barışabilmekte.
Her hikâyenin tamamlanmayacağını
kabul edebilmekte.
Bütün kapıların kapanmadan önce
fark edilmeyeceğini anlayabilmekte.

Çünkü bazen hayat bize mutlu sonlar vermiyor.
Ama yine de devam ediyor.
Ve biz de devam ediyoruz.
İçimizde birkaç yarım cümleyle.
Birkaç eksik hikâyeyle.
Birkaç cevapsız soruyla...''

''Neyse.. Nerde kalmıştık ey sevgilim?''

Diyip şişesini ağzına götürdü. Yudum gelmeyince anladı şişenin boş olduğunu.

''Tamam...Tamam hatırladım... Bitmiştik!''