İskele Beni en çok, döner sandığım yollar yanılttı,
oysa bütün sokaklar, aynı suskunluğa çıkıyormuş.
Bir adın insanın içinde bu kadar yer kaplaması,
bir şehrin haritaya sığamamasına benziyor.
Senden sonra aynalar
yüzümü değil, bekleyişimi ezberledi.
Her sabah biraz daha eksik uyandım.
Çünkü gece, benden önce çoktan çekip gidiyordu.
Kırılan şey kalp değildi.
Kalp yalnızca sesini duyurdu.
Asıl yıkılan,
insanı insana emanet eden yanımdı.
Şimdi kimseye anlatamıyorum,
bazı acılar konuşulunca küçülüyor,
benimkisi ise sustukça büyüyen bir denizdi.
Kıyısı olmayan sularda
kendi gölgeme kürek çekiyorum.
Varacağım yer sen değilsin artık,
belki yalnızca,
adımı yabancı gibi söylemeyen bir sabah.
İnsan bazen birini değil,
onun yanında kaybettiği kendini özlermiş.
Bunu çok geç öğrendim.
Ve öğrendiğim her şey,
içimde yıkılan bir evin kapısını
biraz daha sessizce kapattı.
Şimdi hayat,
terk edilmiş bir iskele gibi duruyor önümde.
Ne gelen gemi benim,
ne de giden.
Beklemek çoktan
kıyıya vurdu.
Ama deniz,
hala içimden çekilmiyor.
________________ — “Bazen en büyük kayıp, yaşanmamış ihtimallerdir.” |