Konu: Düş(me)ler
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 20 Haziran 2026, 09:57   #44
Rüya
✓
>
Rüya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Standart

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Koltuğa sırtımı yasladım. Acelem yoktu. Öfkeliydim. Saçlarıma takılmış kibri parmaklarımın arasından geçirip dağıttım. Dudaklarımı ısırdım; kelimeler daha keskin çıksın istiyordum. Hassas noktalarını da biliyordum ve bende bıraktığı izleri de. İçimde dolaşan öfke yalnızca kırgın değildi. Tehlikeliydi.

Bacak bacak üstüne attım. Eteğimdeki taşlar yukarı doğru kaydı. Bakışlarının yönü de. Az önce umursamaz görünen gözlerinde şimdi tetikte bir dikkat vardı. İçimde bir yer kaynıyor, can yakma isteğini usul usul kamçılıyordu. Bu beni kötü biri mi yapardı?

Ayağa kalktım. Üzerimde taşıdığım her şeyi, sakladığım kırgınlığı, susuşu, yarım kalmış cümleyi ağır ağır üzerimden çıkardım. Sözlerimin bu kadar dokunacağını sanmıyordum. Ama yüzünde sertlik oluşmaya başlamıştı. Gözleri tek bir hareketimi bile kaçırmadı.

Tamamen çıplak kalınca, saklayacak hiçbir şeyim kalmayınca, arkasına geçtim. Omuzlarına.
Nefesim ensesinde ağır bir gölge gibi duruyordu.
Usulca eğildim. "Öfkelendiğinde kullandığın sözlerden hoşlanmıyorum."
Sessizlik.
"Bilerek hassas noktalarıma dokunman seni güçlü değil, kalitesiz gösteriyor." Tek kaşı yavaşça kalktı. Attığım taş hedefini bulmuştu.
Ellerimi usul usul kollarında gezdirdim kalan son ağırlıkları da bıraktım kollarına. Çıplak sözlerim tenine değil, gururuna değiyordu artık.

Bir anda ensemden yakaladı. Daha derine bakmak için. Beni kendine çevirdiğinde gözlerinde öfke yoktu. Yalnızca geç kalmış bir fark ediş vardı. Özür diledi.
Sesindeki mahcubiyet, az önceki bütün sertliğin altını oyuyordu. Ama kırgınlığın üzeri örtemedi. İlk kez gerçekten dinliyordu. İlk kez gerçekten görüyordu.

O an istersem affedebilirdim. İstersem canını da yakabilirdim. İkisini de yapmadım. Çünkü bazı yaralar bağırılarak değil, sessiz bırakılarak hatırlatılırdı. Bir adım geri çekildim. Yüzündeki rahatlama daha doğmadan öldü.

İşte o an anladı. Sorun öfkem değildi. Sorun, artık ona verecek hiçbir şeyimin kalmamış olmasıydı. Ve bazen bir insanın elinden alınabilecek en değerli şey, affedilme ihtimalidir.