Gerçek Bilge
Gerçek eğitim, kendini ispat etmeye çalışan bir ses değil; sessizce var olan bir hâldir.
Kişinin bildiği dilleri, okuduğu kitapları ya da birikimini sürekli görünür kılma çabası,
çoğu zaman o birikimin ağırlığını taşıyamadığının işaretidir.
Çünkü hakiki bilgi, kendini ilan etmez; davranışın içine siner,
bakışa yerleşir, cümleye değil hayata karışır.
Bir insanın “ben biliyorum” deme ihtiyacı arttıkça,
bildiğinin kökü sarsılır aslında.
Oysa gerçekten öğrenmiş olan, anlatmaktan çok anlamayı seçer.
Göstermez; yaşar. Diline değil, duruşuna yerleşir eğitim.
Ve en çok da burada fark edilir: zorlamasızlıkta.
Bazı kişilere eğitimini sorma ihtiyacı duymazsın.
Çünkü o, konuştuğu zaman bilgisini tek bir zarafete tercüme etmiştir:
tevazu. Kaba tabirle “balon” olan bilgi şişer, taşar, kendini belli eder.
Gerçek olan ise ağırdır; insanı gösterişten uzaklaştırıp sadeliğe çeker.
𝓿𝓓.. |