[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bırak savaş aletlerini. Seni izlediğimi biliyorsun. Karşılıklı sinsice gülüp mesafeyi koruyoruz. Ama ikimiz de biliyoruz; kırılma çok yakın. Sana ruhumu açmam. Fazla yalansın. Sen de zayıflığını göstermezsin; ben fazla sertim. Belki de bu yüzden birbirimize bu kadar benziyoruz.
İkimiz de en kırık yerlerimizi kibirle saklıyoruz. Uyuşup yok olmak isterken, karanlığımızda çırılçıplak dans ediyoruz. Sanki karanlık bizi saklayabilirmiş gibi.
Oysa ikimiz de biliyoruz; karanlık sadece üstümüzü örtüyor, içimizi değil.
Yalancısın. Yalancıyım. Ama en tehlikeli tarafı ne biliyor musun? Birbirimizin hangi yeri yalan, ezbere biliyoruz. Yine de oraları sevmekten vazgeçmiyoruz.
Kimse anlamıyor. Ritmi sadece biz biliyoruz. Karanlığın içindeki sesleri yalnızca biz duyuyoruz. Çünkü bazı insanlar konuşur, bazılarıysa birbirinin sessizliğini anlar.
Biz en çok orada tanıyoruz birbirimizi. En büyük yalancı dürüstleriz biz. Gerçekleri saklamıyoruz aslında; sadece güzel taşıyoruz. Dudağımı ısırıyorum, çünkü gerçekler içimden çıkmak için deliriyor. Ve sen… En çok o anlarda güzel buluyorsun beni. Kendimi tutmaya çalışırken. Dağılmamak için susarken.
Gözlerimi kapatıyorum. Ritme kapılmak için değil; gerçekleri daha az görmek için. Ama sen biliyorsun… Gözlerimi kapatsam bile iyi insanlar olmadığımızı. Sadece iyi saklandığımızı.
Belki de bu yüzden birbirimizden hiç gerçekten gitmiyoruz. Ne zaman uzaklaşsak, müzik yeniden başlıyor gibi oluyor. Aynı karanlık, aynı bakışlar, aynı yalanlar.
Ve en kötüsü ne biliyor musun? Bunun kötü biteceğini ikimiz de biliyoruz. Ama müzik sustuğunda yine ilk birbirimizi arıyoruz.