Gerçek Hikayen Asıl mesele, o sona nasıl yürüdüğün.
Omurganı kimlerin sofrasında eğdin,
Yoksa dimdik mi taşıdın kendini?
Hangi rüzgarda savruldun,
Hangisinde yönünü buldun?
Çünkü insan, yalnız kazandıklarıyla değil,
Eğilmediği haksızlıklarla büyür.
Bir iyilik mi düştü elinden?
Bırak sessizce çoğalsın.
Nankörlük mü gördün?
Bırak, sende değil, onda kalsın.
İyiliğin, kendine olan borcundur senin.
Ve her ödediğinde, biraz daha hafiflersin.
Çünkü sonunda
Ne mülk kalır arkanda,
Ne de o sığ kalabalık.
Ama bir iz kalır,
Bir dokunuş, bir söz, bir hatıra…
Ve belki bir cümle yankılanır boşlukta,
"İnsan gibi geldi, insan gibi geçti."
İşte bütün ömrün,
Cebi olmayan bir gömleğe sığan
Ama anlamla genişleyen bir hikayedir.
________________ — “Bazen en büyük kayıp, yaşanmamış ihtimallerdir.” |