Kalanın hüznü.. Ölüm, bir insanın hayatından çok daha fazlasını alır;
geride kalanların içinden bir parçayı sessizce söküp götürür.
Gidenin yokluğu, bir boşluk değil,
her an hissedilen görünmez bir ağırlık olur.
İnsan en çok da alışkanlıkların içinde fark eder eksilmeyi;
bir sesin artık duyulmamasında, bir ismin dilin ucuna gelip susmasında…
Acı, ilk zamanlar keskindir.
Zaman geçtikçe hafifleyeceği söylenir ama aslında şekil değiştirir.
İlk günlerde yakar, sonra sızlar.
Bir gün hiç beklenmedik bir anda, bir kokuya, bir söze, bir hatıraya tutunup yeniden büyür.
İnsan anlar ki ölüm, sadece bir vedadan ibaret değildir;
aynı zamanda sürekli hatırlamanın yüküdür.
Fakat bu yük, zamanla başka bir şeye de dönüşür.
Gidenin bıraktığı izler, insanın içinde sessiz bir öğretmene döner.
Sabretmeyi, kıymet bilmeyi, geç kalmamayı fısıldar.
Ölüm acısı, insanı eksiltirken bir yandan da derinleştirir.
Ve belki de en çok bu yüzden;
ölüm, bitişten çok, insanın içinde uzun süren bir devam ediştir. 𝓥𝓭 |