Mührü Bozulmamış Yalnızlık “Senden bir tane daha var mı?” dediler.
Sanki ben değil,
sararmış bir fotoğraf, eski bir mektuptum.
Gülümsedim.
İçimde kanayan yeri saklayarak:
“Var,” dedim, “az kaldık…”
Bilmediler.
Kalmak, tamamlanmak değildi hiç.
Yalnız kaldım;
boğazıma kadar yükselen o sessizlikte.
Yarım kaldım;
en güzel yerinde susan, dili damağına yapışmış bir cümle gibi.
Eksik kaldım;
adı konmamış, kabuğu hiç kalkmayan bir yara gibi.
Hikâyem tam kalbine gelmişken,
yırtıldı ortasından.
Hevesim boğazımda eski bir düğüm;
ne yutuluyor, ne çözülüyor...
İnandığım ne varsa,
bir bir söküldü içimden;
köküyle, toprağıyla, canıyla.
Ama gitmedim.
Bazıları gider,
bazıları kalır.
Ben acıdan kaçanlardan değilim,
onu bir ömür taşıyanlardanım.
Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde;
ışığımı yine de kendime saklamadım.
Ve biz...
Yarım kalmayı göze alıp,
sadık kalabilen o son insanlarız.
________________ — “Bazen en büyük kayıp, yaşanmamış ihtimallerdir.” |