Bakmayı Bilenlere Belki aynalara küskün uyandın bu sabah,
Yüzünde yastık izi, içinde dünden kalma bir telaş.
Kendini yarım kalmış bir hikâye sanıyorsun,
Okunmadan kapanmış bir sayfa gibi…
Kusur sandığın ne varsa saklamaya çalışıyorsun,
Gülerken kıstığın gözlerini,
Heyecanlanınca titreyen sesini,
Ve ruhundaki onarılmaz sandığın çatlakları.
Çünkü dünya aceleci, dünya sabırsız.
Parlak vitrinlere bakar sadece,
Derinliğe inmeye üşenir.
Senin sessizliğinde boğulmaktan korkar.
Onların sığ bakışlarında
Kendini eksik hissetmen,
Senin değil,
Görmeyi bilmeyen gözlerin meselesidir.
Ama bekle…
Bir gün biri duracak tam önünde.
Herkesin koşarak geçtiği yerde,
O yavaşlayacak.
Senin "yara" dediğin o izlere
Bir ressamın en kıymetli fırça darbesi gibi bakacak.
Saklamaya çalıştığın titrek yanlarını
Şiirin en can alıcı dizesi gibi okuyacak.
Ve o doğru gözler seni bulduğunda
Anlayacaksın...
Dağınıklığın bir ahenk,
Yorgunluğun asil bir renk,
Geçmişin paha biçilemez bir derinlik.
Mermerden yontulmuş soğuk bir heykel olmana gerek yok,
Hatasız çizilmiş bir portre de değil.
Sen, nefes alan, korkan, seven ve düşen halinle
Güzelsin.
Başını eğme.
Ve sakın küçümseme taşıdığın ruhu.
Çünkü seni gerçekten "gören" o doğru gözlerde,
Sen gelip geçici bir heves değil,
Huzur kokan koca bir dünyasın.
Konu Mesafe tarafından (26 Ocak 2026 Saat 22:46 ) değiştirilmiştir..
Sebep: s
|