Yanlış Kalp Yanlış kalbi sevmek, rüzgara bağırmak gibidir,
Sesin boşlukta dağılır,
ama hiçbir yere varmaz.
Dünyanı yerinden oynatsan,
gururunu defalarca yutsan,
kalbin taşana dek sevsen de…
Nafile...
En mükemmel halinle dursan karşılarında,
değişmezdi hiçbir şey,
en azından onlar için,
olduğun o yerde.
Çünkü aşk değildi aradıkları,
boşluklarına dolgu,
hatalarına bir kılıf istediler sadece.
Ve sen,
onların sahnesinde
kusursuz bir günah keçisiydin.
Ne verirsen ver, “eksik” dediler.
Biraz daha sessiz ol,
biraz daha az sen ol, dediler.
Sana sevgi kırıntıları lütfetsinler diye
kendinden vazgeçmeni beklediler.
Ama dinle...
Bu koca bir yalan.
Bu seninle ilgili değil.
Hiç olmadı da.
Onlar ısınsın diye kendini ateşe versen,
küllerinin ortasında durup sorarlardı,
“Niye ısınamadık?”
“Niye daha parlak yanmadın?”
Çünkü onlar sevgini değil,
itaatini istediler.
Kabul etmesi zor olsa da gerçek şu,
Değerini görmeyecekler.
Gözleri yok bunun için.
Kendini paramparça etsen ayaklarının dibinde,
“Niye dağıttın ortalığı?” diyecekler yine.
Aşk,
gideni kalmaya ikna etmek değildir.
Aşk,
tereddütsüz seçilmektir.
Doğru kişi küçülmeni istemez.
Varlığın için özür dilemeni beklemez.
Olduğun yerde buluşur seninle
oyunsuz,
koşulsuz,
maskesiz.
Ve onu bulduğunda anlayacaksın..
Bu,
yıllarca tuttuğun nefesi bırakmak gibidir.
Aydınlığa çıkmadan da
görülmek gibi.
Birine değil,
nihayet
kendine dönmek gibi.
O yüzden bırak gitsin gidenler...
Yanlış kapıda şifa aranmaz,
yarana merhem olamazlar.
Çünkü iyileşmek,
onlardan bir veda beklemek değil,
kendi değerine uyanmaktır.
Onların verebileceğinden
çok daha fazlasını hak ettiğini
anlamaktır.
Ve sen…
Zaten bunu hep biliyordun.
Sadece kendinden sakladın... |