Mesafe Yetmedi Mesafe Yetmedi...
Seni uzaktan sevmek, bir kenti karanlıkta sevmek gibiydi,
Işıklarına bakıp ısınmaktı, zor gelmiyordu.
Ben bu kör olası hasrete çoktan alışmıştım,
Adını bir tespih tanesi gibi çektim gecelerce,
Sessizliğin o kapkara kuyusunda sadece seni bekledim.
Ama güvenin kırıldığı o ince çizgide,
Mesafeler bile kurtaramadı bizi.
Çünkü özlem, bir umutsa iyileştirir insanı,
Hayal kırıklığıysa, içten içe, sessizce çürütür.
Anladım ki; yollar değil, asıl kelimeler arasına uçurum girmiş.
Ben sana gelmeyi, en güzel vuslatı hayal ederken,
Sen benden çoktan gitmişsin, ruhun bile duymamış.
Şimdi anlıyorum o büyük, o kahreden gerçeği,
İnsan uzaktan severken birine değil,
Kendi yarattığı bir "ihtimale" sarılıyormuş meğer.
Ve o ihtimal ölünce,
Gerçek, soğuk bir bıçak gibi saplanıyor göğsüme.
Artık adını anmak benim için uzaklık meselesi değil,
Bir enkazın altında kalma meselesidir.
"Dönüşü yok" dediğim o son durak var ya...
O durak senin yolların değil,
Benim içimde sana ayırdığım o evin yıkılışıdır.
Şimdi o boşlukta ne seni bulabilirim,
Ne de eski beni... |