[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Bir zamanlar söylediğim o cümleyi hatırladım: Bile bile düştüm sana demiştim. Çünkü insan bazen düşeceği yeri bilir ve yine de yürür oraya. İnkâr etmedim. Kendimi kandırmadım. Şimdi aynı açıklıkla söylüyorum: Bile bile kaldırdım kendimi senden.
Bu sabah, seçtiklerimin hesabını ödediğimi derinden hissettim.
Uyandım ve bitmişti. Sıkı sıkı tuttuğum o bağı artık hissetmiyordum.
Bu bir kaçış değil; içimde sana ait olan yeri yerine koyup, üstünü örtmeden, incitmeden kapatmak sadece. Kanattığım dalların için,
seni değil kendimi seçtiğim için üzgünüm.
Bahçelerimdeki sen çiçeklerinin solmasına izin verdiğim için de.
Zamanımız bittiğinde şunu gördüm:
Ben seni derinden sevmiştim, sen ise beni bir geçiş cümlesi olarak kullanmıştın. Pişman mıydım? Hiç. Hem de hiç. Senin her detayını sevmek çok güzeldi. Sana gülüşlerimi vermek, içimi saklamadan açmak çok güzeldi.
Bekledim. Kolay değildi içimde solman.
Ellerim kaynarken o bağı nasıl tuttuğumu sadece aynalar biliyor.
“Nasıl geçireceksin?” dediklerinde, bir durakta beklemek gibi geçmesini bekleyeceğim demiştim. Yağmurlar yağdı, güneşler ısıttı.
Otobüsler defalarca geçti. Ve soldu işte.
Şimdi durduğum bu sabahta rengin soluk. Hislerim minnete dönüşmüş durumda. İçimde bir sızı yok; sessiz bir teşekkür var. Öğrettiklerin için. Bende bıraktıkların için. Bittiğin hâlinle kaldığın hâlin arasındaki fark için.
Ve bu sabah fark ettim ki,
ilk kez
içimde kimse eksik değil.
9 Ocak a sevgiler.