[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...]
G. Alizade “Nereye gidiyorsun? Kendinden mi kaçıyorsun? Gökyüzü her yerde aynı renk…” demişti.
Bir zamanlar en güvenli yeri aradım. Önce şehrin en tepesinde bulurum sandım. Sonra vazgeçtim; bir dostun sofrası daha güvenli geldi. Ondan da doyunca, aile yuvasıdır diye bir not düştüm içime. Yanılmamıştım. Her bulduğum, kendi zamanında doğruydu. Çünkü insan, o anki ihtiyacıyla seçiyor sığınağını.
Ama şimdi, bu yaşta ve bu durakta, anlıyorum ki her şey insanın içindeymiş. Cehennem de oradaymış, cennet de. Güven de, kaos da. Kendimden kaçmayı bıraktığımda dünya yavaşladı. Gürültüsü azaldı. Ne zaman kendimden uzaklaşıp yine kendime döndüm, işte o zaman yuvaya kavuştum.
Ne zaman önce kendi açlığımı fark edip doyurdum, sofralar da ancak o zaman tamamlandı.
Nev’in şarkısında dediği gibi:
“Benmişim kendimden bir korkak yaratmışım.
Kendimi korurken en çok ben ürkütmüşüm.
Kendimi savunurken en çok ben hançerlemişim.”