Sana bunu yazarken sakin değilim.
Kalbim düzenli atmıyor,
nefesim bile aceleci.
Çünkü sen aklıma düştüğünde
benim içimde hiçbir şey yerinde durmuyor.
Seni sevmek
güzel bir his değil sadece.
Seni sevmek
bir insanın kendine söz geçirememesi gibi.
Bazen durmam gerektiğini biliyorum,
ama içimdeki istek
“Bir adım daha” diye fısıldıyor.
Ben sana
usulca bağlanmadım.
Yavaş yavaş alışmadım.
Bir anda oldu.
Sanki içimde uzun zamandır aç kalmış bir yer
seni görünce
kontrolü eline aldı.
Gözlerin…
Bakışın üzerimdeyken
kendimi savunmasız hissediyorum.
Güçlü durmayı bilen ben
orada çözülüyorum.
Ve tuhaf olan şu:
Bunu istemiyorum sanma.
Aksine…
İlk kez birinin yanında
kontrolü kaybetmek istiyorum.
Sana dokunmayı düşündüğümde
bu sadece bir temas değil.
Bu, içimdeki yangının
bir beden bulması gibi.
Yaklaşmak,
geri çekilmekten daha dürüst geliyor artık.
Ben seni
“olursa güzel olur” diye istemiyorum.
Ben seni
olmazsa içimde eksik kalacak bir şey gibi istiyorum.
Geceleri uykum kaçıyorsa
sebebi düşüncelerim değil,
sensin.
Biliyor musun,
seninle ilgili en tehlikeli şey
ne kadar çekici olduğun değil.
Beni kendimden vazgeçirebilme ihtimalin.
Ve buna rağmen
kaçmak istemiyorum.
Eğer bir gün
bu satırları okurken
kalbinde en ufak bir titreme olursa,
bil ki bu mektup amacına ulaşmıştır.
Çünkü ben sana
aklımdan geçenleri değil,
tuttuğum yerleri yazıyorum.
Bu bir itiraf değil.
Bu bir geri dönüş de değil.
Bu,
içimde büyüyen ve susmayan
o duygunun sesi.
Ve eğer sorarsan
“Beni bu kadar istemek korkutmuyor mu?” diye…
Evet.
Ama korktuğum hâlde
sana doğru geliyorum.
Çünkü bazı hisler
güvenli olduğu için yaşanmaz.
Gerçek olduğu için yaşanır.
Kalbimin Sahibine..
🕊