
Hoşcakal Anne
Ben seni ilk bildiğimde
Yağmur yağardı
Önce ellerime sonra gözlerime evimize ve kalbime
Ben seni ilk bildiğimde
Anne demeyi öğrenmiştim
Dünyanın bütün kelimelerinden önce
Kim bilir
Belki de biraz sevinirsin
Ben sana anne deyince diye
Sen şimdi hatırlamazsın
Sokakta top oynardım
Düşüp dizimi kanatırdım
Gizlice eve girip saklanırdım
Korkardım öyle görünce beni üzülürsün diye
Ben seni ilk bildiğimde
Gökyüzü mavi
Kuşlar deli dolu
Toprak sen gibi kokardı
Yada sen anne gibi kokardın
Limon çiçekleri kokardı sabahları
Toprak da öyle sen kokardı
Sen yanımdaysan
Uzanıp tutardım yıldızları
Kıyılarda mavnaları
Telli turnaları
Acıklı şarkıları
Ekmeği ezanları bahar akşamlarını
Ellerinden tutardım
Yarım kalmazdı hiçbir şarkı
Gece uyurken
Meleklerle birlikte söylediğin ninnileri
Ekmeğimin içine koyduğun peyniri
Üstüne sürdüğün çilek reçelini
Başımı okşarken
Gözlerinde gezinen rabbimin merhametini
Beyaz yakalığımı
Defterimi kalemimi cebimde çiçekli mendilimi
Ben seni öyle çok sevdim ki
Hiç aklıma getirmedim birgün bile
Böyle büyük sensizliği
Böyle büyük sessizliği
En büyük limanım en emin sığınağım
En çok merhametimdin
Ben senin yanındayken hiç büyümedim
Kolum kanadım
Kapının önünde bıraktığım korkularım
Pencere önü menekşe çiçeğim
Beyaz masa örtülerim
Kaf dağlı masallarım
Her gün yeniden taradığın saçlarım
Benim büyük kahramanım
Nazım niyazım
Annem benim
Ben seni ilk bildiğimde
Yağmur yağardı
Önce ellerime sonra gözlerime evimize ve kalbime
Ben seni ilk bildiğimde
Anne demeyi öğrenmiştim
Dünyanın bütün kelimelerinden önce
Bırakıp gittiğinde sen
Yalnızlık denen şeyin
Hiç kımıldamadan nasıl sardığını öğrendim her şeyimi
Elini öperdim düzelirdi dünya
Erik ağaçlarım çiçeğe dururdu
Süt liman olurdu ruhumun denizleri
Gözlerini gözlerime sürerdin
SKolum kanadım
Kapının önünde bıraktığım korkularım
Pencere önü menekşe çiçeğim
Beyaz masa örtülerim
Kaf dağlı masallarım
Her gün yeniden taradığın saçlarım
Benim büyük kahramanım
Nazım niyazım
Annem benim
Ben seni ilk bildiğimde
Yağmur yağardı
Önce ellerime sonra gözlerime evimize ve kalbime
Ben seni ilk bildiğimde
Anne demeyi öğrenmiştim
Dünyanın bütün kelimelerinden önce
Bırakıp gittiğinde sen
Yalnızlık denen şeyin
Hiç kımıldamadan nasıl sardığını öğrendim her şeyimi
Elini öperdim düzelirdi dünya
Erik ağaçlarım çiçeğe dururdu
Süt liman olurdu ruhumun denizleri
Gözlerini gözlerime sürerdin
Su içer gibi dinerdi yangını kalbimin
Kolum kanadım
Kapının önünde bıraktığım korkularım
Pencere önü menekşe çiçeğim
Beyaz masa örtülerim
Kaf dağlı masallarım
Her gün yeniden taradığın saçlarım
Benim büyük kahramanım
Nazım niyazım
Annem benim
Ben seni ilk bildiğimde
Yağmur yağardı
Önce ellerime sonra gözlerime evimize ve kalbime
Ben seni ilk bildiğimde
Anne demeyi öğrenmiştim
Dünyanın bütün kelimelerinden önce
Bırakıp gittiğinde sen
Yalnızlık denen şeyin
Hiç kımıldamadan nasıl sardığını öğrendim her şeyimi
Elini öperdim düzelirdi dünya
Erik ağaçlarım çiçeğe dururdu
Süt liman olurdu ruhumun denizleri
Gözlerini gözlerime sürerdin
Su içer gibi dinerdi yangını kalbimin
Kolum kanadım
Kapının önünde bıraktığım korkularım
Pencere önü menekşe çiçeğim
Beyaz masa örtülerim
Kaf dağlı masallarım
Her gün yeniden taradığın saçlarım
Benim büyük kahramanım
Nazım niyazım
Annem benim
Ben seni ilk bildiğimde
Yağmur yağardı
Önce ellerime sonra gözlerime evimize ve kalbime
Ben seni ilk bildiğimde
Anne demeyi öğrenmiştim
Dünyanın bütün kelimelerinden önce
Bırakıp gittiğinde sen
Yalnızlık denen şeyin
Hiç kımıldamadan nasıl sardığını öğrendim her şeyimi
Elini öperdim düzelirdi dünya
Erik ağaçlarım çiçeğe dururdu
Süt liman olurdu ruhumun denizleri
Gözlerini gözlerime sürerdin
Su içer gibi dinerdi yangını kalbimin
İbrahim Sadri