![]() |
| | #1 |
| Lal Bir Veda... Biz seninle artık aynı dili konuşmuyoruz; biz artık susmanın o sağır edici alfabesindeyiz. Aşkın en büyük gürültüsüydü kahkahalarımız. Şimdi ise ayrılığın o soğuk, metalik sessizliği kesti arayı. Biliyorsun, gidenin ardından bağırmak acizlerin işidir. Seven, susarak uğurlar. Çünkü bazı acılar o kadar büyüktür ki, hiçbir kelime o boşluğu doldurmaya yetmez. Sessizlik diyorum azizim… O, sadece sesin yokluğu değildir. O, kapı eşiğinde düğümlenen boğazdır. O, “seni seviyorum” ile “elveda” arasında sıkışıp kalmış o titrek nefestir. Giderken bavuluna koymadığın tek şeydi sözlerin. Bana bıraktığın ise, evin duvarlarına çarpan koca bir sükût. Eskiden bakışlarımızla anlaşırdık; buna “aşkın dili” derdik. Şimdi susuşlarımızla savaşıyoruz, buna da “ayrılığın hikâyesi” diyoruz. En çok ne acıtıyor biliyor musun? Kavga etseydik, bağırıp çağırsaydık, kırıp dökseydik… O zaman bir son olurdu bu. Ama biz sustuk. Sen giderken sustun, ben bakarken sustum. Bir hikâye noktayla değil de, yarım kalmış bir nefesle bittiğinde, o sessizlik ömür boyu çınlıyor insanın kulaklarında. Şimdi bu sessizliğin diliyle soruyorum sana: Hangi gürültü bastırabilir içimdeki bu dilsiz çığlığı? Ve hangi veda, hiç söylenmemiş sözler kadar ağır olabilir? Artık biz, birbirini en iyi tanıyan iki yabancı gibi, dünyanın en kalabalık sessizliğinde ayrı yönlere yürüyoruz. Sen haklısın… Bazen aşk, gitmek değil; giderken arkanda bıraktığın o derin sessizliğe saygı duyup susmaktır. 👍 1 | |
| |
| Şu Anda Bu Makale Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| |