![]() |
| | #1 |
| Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal! (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı : 68 İlk Baskı Yılı : 2012 Dil : Türkçe | |
| |
| | #2 |
| Stefan Zweig'in Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu adlı eseri, ismi bilinmeyen kadın karakterin hayatı boyunca sevmiş olduğu erkeğe yazdığı ve aşkını anlattığı uzun bir mektup şeklindedir. Kitapta baş karakter mektubu alan erkek ve yazan kadın değil, aslında aşktır. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...] Yazar: Stefan Zweig Çevirmen: Ahmet Cemal Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları ISBN: 9786053606604 Sayfa: 68 sayfa Basım Tarihi: 2012 Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal! Alıntı
________________ Düştüğüm her kuyudan mücadele ederek çıkmayı çocukken öğrendim. "Aslolan hayattır, hayat da BEŞİKTAŞ" [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Üye Olmak için TIKLAYIN...] | |
| |
| | #3 |
| Güzel bir aşk kitabına benziyor okumak gerek. | |
| |
| | #4 |
| Çok güzeldi. "Sana, beni asla tanımamış olan sana" diye başlıyor ve bir kadının içe dönük betimlemelerini öyle güzel yapıyor ki. Zaten Stefan Zweig sevdalısı olan ben ilk bu eserine hayran kalıp diğerlerini okudum. Kesinlikle tavsiye ederim.
________________ barisiyormus her orman , yanginiyla. . ![]() | |
| |
| | #5 |
Ardi ardina iki kez okudugum saheser.
________________
| |
| |
| | #6 |
| Zweig'le tanışma kitabımdıııı
________________ barisiyormus her orman , yanginiyla. . ![]() | |
| |
| | #7 |
| Kitabın ana meselesi çocuksu bir karşı cins ilgisinin, aşk demiyorum, platonik, takıntılı ve hastalıklı bir tutkuya, bağa ve aşka evrilişinden ibaret. Hiç sevemedim. | |
| |
| | #8 |
| Hârikülâde.
________________ ∞ | |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |