![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| EKSİK Uyandığında elleri ve ayakları tutmuyordu. Yürümeye çalıştı ama basamıyordu bile zemine. Ayak tabanı karınca yuvası gibi inceden kıpırtılarla doluydu. Ellerini uzattı, dokunmaları hissedilmiyordu. Bir şeyler eksikti ama ne? Biraz bekledi, anlamaya çalıştı. Gözlerini ve zihnini sabitledi. Uzunca bir süre sadece cama vuran güneşe baktı. Güneş vardı, kuşlar vardı, arada konuyordu denizliğe. Dışardan sesler de geliyordu. Koşturma ve yaşama sevinci ile dolu çocuk sesleri. Her şey tamdı. Eksik olan neydi? Simitçi uyanmış, simitlerinin yarısını satmış. Her gün aynı sokaktan geçen genç-yaşlı insanlar çoktan geçip gitmiş. Ayakları hâlâ hissiz, elleri hâlâ çaresizdi. Güneş tepeye geldiğinde de değişen hiçbir şey yoktu. Bu hissizlik ve çaresizlik tam olarak neydi bilmiyordu ama yavaştan gözlerini dolduruyordu. Yaşadığı şeyi daha önce hiç tatmadı ama beğenmedi de. Bütün gün hissiz, hareketsiz beklemek ona göre değildi ama güçsüz ayakları onu bir adım ileriye bile götüremiyordu. Biraz daha bekledi. Çok sakindi ve hiç acele etmiyordu. Gözlerini kapatıp uzun uzun açmıyordu. Tepeden tırnağa sakinlik hissi ile doluydu. Burnuna bir koku gelsin istiyordu. Bari bir koku gelsin de anlatsın,anımsayacak bir sebep sunsun. Hâlâ gözleri kapalı sakinliği yaşarken uzanmaya çalıştı olduğu yere. Uyandığından beri aynı yerden kalkamayınca yavaş yavaş tekrar yattı çaresizce. Derin nefesler alırken bir koku geldi burnundan içeri. Yavaş yavaş zihnindeki acılara doğru yaklaştı ve açtı birer birer kapıları. Her kapıdan bir acı. Hâlâ gözler kapalı ve kirpikler nemli. Acılar ise taptaze. Kapıları açılan acılar hızlı ama sırasıyla çıktılar. Zihinden burnuna doğru bir sızı var ettiler. Tüm budak yerlerinde hissetti ve aniden gözlerini açtı. Açtı ama hâlâ karanlıktı etraf. Tekrar açmayı denedi gözlerini. Durup baktı dikkatle. Anladı ki güneş batmıştı, ondandı bu karanlık. Her gün bu saatte hazır olan sofrası artık yoktu. Onu hazırlayanın yokluğu vardı bir tek odada. Yüzleşti eksik olanla. Ellerinin çaresizliği, ayaklarının güçsüzlüğü yiyemediklerinden değil duyamadıklarındandı. O an anladı. Sadece nemli olan kirpikler biraz daha ıslandı. Eller, ayaklar tutmuyordu, üstüne karanlık bastı o da yetmedi her şey buğulandı. Dudaklarını oynatmayı denedi, seslenmeyi denedi boşluğa. Çıkmadı sesi bir süre. Acılar sırayı ve sakinliği bozunca sızı arttı burun direğinde. Artık ne nemliydi kirpikler, ne de ıslak. Tamamen yaşa bulanmıştı gözler. Az önce çıkmayan ses şimdi inletiyordu odayı, hatta mahalleyi. Kendi sesini duyuyordu bir tek. İstemiyordu ki kendini duymak! İstemiyordu ki yalnız olmak! Ve artık istemiyordu ayağa kalkmak. Hissizleşen ayakların anlamsızlığını izlediği günlerde doluydu yarınlar. Biliyordu... Bildiği hiçbir şeyi istemiyor İstediği her şeyi biliyordu... Yeniden oda aydınlandığında bu yaşadıklarını anlatmak istiyordu. Uyandığında gözlerini kamaştıran, pencereden vuran güneş değil; sevdiceği olsun istiyordu. Ama biliyordu. İstediğini bildikçe olmuyordu, olmayacaktı. Yine de "Hep sana anlatmak üzere yaşadıklarımı biriktiriyorum" diyordu. Artık duruldu. Elsiz, ayaksız yaşamayı öğrenecekti. Nasıl öğrendiğini de belki bir gün Ona anlatacaktı. ... İmza:Boketto ❤ 3👏 1
________________ Ihlamur kadar da olsa iyi gelmeyeceksen bir insana hiç yoluna çıkma. | |
| |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |